.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.

Akörenli Hemşerimiz,İş adamı Feyzullah Ertaş Püis Bayiler Toplantısında yaptığı konuşma

Akörenli Hemşerimiz,İş Adamı Kutup Ambalaj Aş nin Yönetim Kurulu Başkanı Feyzullah Ertaş'ın PÜİS in Bayiler Toplantısında Yaptığı konuşma.Ertaş ın Yaptığı Konuşmayı Eski Anavatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Devlet Bakanı Mehmet Keçeciler,Ak Parti Konya Milletvekili Hasan Angı,CHP Konya Milletvekili Atilla Kart ve Konya Ticaret Odası Başkanı Hüseyin Üzülmez ve bir çok üst düzey bürokrat izledi zaman zaman alkışlanan konuşma ilgi ile dinlendi.Konuşma bitince hemşerimizi tebrik yağmuruna tutlu.konuşma Kon Tv den canlı yayınlandı.

 

metronidizol
kişi bu haberi okudu

 

Feyzullah Ertaş püis konuşması | izlesene.com

PÜİS BÖLGE BAYİİ TOPLANTISI

Sözlerimin başında, kıymetli konuklarımızı ve enerji sektörünün siz değerli temsilcilerini en kalbî duygularımla selâmlıyorum.
Petrol Ürünleri İşverenler Sendikası Konya Şubesi’nin üstün gayretleri neticesinde bir araya geldiğimiz bu nezih toplantının, global anlamda ülkemize, marjinal anlamda da bütün şirketlerimize hayırlar getirmesini temenni eder, bu güzel ortamın hazırlanmasında emeği geçenleri yürekten kutlarım. Ayrıca, görüş, öneri ve düşünceleriyle toplantımıza ışık tutan, ufkumuzu açan bütün katılımcılara da, şimdiden şükranlarımı sunarım…
Değerli konuklar,
Mevlânâ’nın, “Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol” sözünü bilmeyenimiz yoktur.İngiliz oyun yazarı Şekspir’in de, buna benzer bir tavsiyesi var: O da diyor ki: “Allah size bir yüz vermiş, bir tane de siz eklemeyin!”Yani, Mevlânâ da Şekspir de kısaca: “ikiyüzlü olmayın” diyor. Bu iki tespiti de önemseyen bir meslektaşınız olarak, huzurunuzda ikiyüzlü davranmayacağım.
Maske takmadan, tribünlere oynamadan, bütün açık yürekliliğimle, duymak istediklerinizi değil, gerçekleri konuşacağım.
Yani ben biraz, suya sabuna dokunacağım!Sözüm meclisten dışarı değil, tamamen içeri olacak!Kimi düşüncelerimde yanılıyor da olabilirim. Ama şunu biliniz ki, amacım kimilerini üzmek, kimilerini de öfkelendirmek değildir…“Çare göstermeyen münekkidin, tenkide hakkı yoktur” inancından hareketle, yıkıcı değil yapıcı olmak, pozitif katkı sağlamak için çabalayacağım.
Lütfen düşüncelerime, (bu açıdan) bu zâviyeden bakınız…
                                                                    ●
Önce sizlere, yaşamakta olduğumuz sürece uygun, kısa bir anekdot hatırlatayım:İstanbul’a yerleşen Erzurumlu ailelerden iki kadın, pazarda karşılaşmışlar… Buluşmanın verdiği sevinçle birbirlerine sarılıp hasret giderdikten sonra, kadınlardan biri, memleketinden aldığı son haberi vermiş:“Erzurum’a yine kar yağıyormuş… Tipi varmış!”Öbür kadın başını sallayarak:
“Olur olur” demiş. “Sahapsız memlekette her şey olur!”
                                                                    ●
Değerli Dostlar,
Her ne kadar AKARYAKIT ve LPG, aynı hammaddenin (petrolün) türevleri de olsa, herkes bilir ki, AKARYAKIT ve LPG, nev-i şahsına münhasır (yani kendine has özellikleri olan) iki ayrı dev sektördür… Önce bu realiteyi (bu gerçeği) hatırlamalıyız.
Benim ilgi alanım LPG.Bu ne anlama geliyor?Şu anlama geliyor: “Ben AKARYAKIT’tan hiç anlamam!”Çünkü “Herkes, kendi branşının dışında cahildir!”O halde, her işi erbâbına bırakmak lazım.
                                                                    ●

Bu sebeple ben sizlere, Türkiye´de 24 saat kesintisiz hizmet sunan, gelirinin yüzde 75´ini vergi olarak ödeyen akaryakıt sektörünün, bunca fedakârlıklarına rağmen, yine de, ne İsa’ya ne de Musa’ya yaranamadığından…
En rahat denetimi yapılabilecek kuruluşların başında gelmesine rağmen, bu sektöre hâlâ, “hırsız” gözüyle bakıldığından bahsetmeyeceğim!
                                                                    ●

Ben sizlere, Bir akaryakıt istasyonunun nerede, nasıl, hangi mesafeler gözetilerek açılabileceği, kanun ve yönetmeliklerde açık açık belirtilip kurallara konmasına rağmen,Ne yazık ki ülkemizde “kanunlar, kelebek ve arıların takılıp kaldığı, yarasa ve kargaların ise delip geçtiği bir örümcek ağına“ benzediği için, mısır patlağı gibi, adım başı açılan akaryakıt istasyonlardan da bahsetmeyeceğim!

                                                                    ●

Ben sizlere, akaryakıt bayilerinin can çekiştiğinden, daha önceleri yüzde 10 - 12’lerle iyi kötü ev geçindirebilirlerken, bugün yüzde 3,7 bilemedin yüzde 4 kâr marjıyla, artık bitme noktasına geldiklerinden…
Bırakınız kâr etmeyi: “acaba bugün ne kadar ZARAR edeceğim” endişesiyle, her Allah’ın günü işyerlerini kapatma planı yaptıklarından da bahsetmeyeceğim!

                                                                    ●

 Ben sizlere, Anadolu’nun dört bir yanında kesintisiz nöbet tutup, hizmet sunan çilekeş bayilerin, bunca fedakârlıklarına rağmen, yine de köle muamelesine tabi tutulduklarından…
Ana Dağıtıcıların gören gözü, tutan eli olmalarına, bayrak ve flamalarını gururla dalgalandırıp her an bedavadan reklamlarını yapmalarına rağmen, hâlâ kadr-i kıymetinin bilinmediğinden de bahsetmeyeceğim!
                                                                     ●

  Ben sizlere, şayet ülkemizdeki akaryakıt kaçakçılığı, YİRMİ BİNDEN fazla katırın sırtına yüklenerek sınırlardan,
Veya tanker gemiler kullanılarak denizlerden yapılmış olsaydı, yetkililerin bu işi çoktan bitirip, kökünü kurutacaklarından,(!)
Gel gör ki bu bildik yöntemler yerine, akaryakıt kaçakçılığı:
Cola ve Pet şişelerin içinde saklanarak,
Köpekler kokusunu almasın diye gerekirse bantlanarak,
Bu da yetmedi TIR’ların zula yerlerinde gizlenerek yapıldığı için(!) bu illegal yapılanmalara, sırf bu sebeple bir türlü çözüm bulamadıklarından da bahsetmeyeceğim!
                                                                     ●

Ben sizlere, mesela son altı ayda benzine yüzde 15, motorine de yüzde 30 oranında fiyat artışları yapıldığından…
Bu artışın üzerine bir de Özel Tüketim Vergisi eklenince, bizdeki akaryakıtın, dünya piyasasının tam üç katına çıktığından…
Akıllara ziyan bu fâhiş fiyatlar sebebiyle, kaçakçılığın bizzat devlet eliyle câzip hale getirildiğinden…
Bu kafayla gidilirse, sittîn sene geçse, kaçakçılığının önüne yine de geçilemeyeceğinden bahsetmeyeceğim!
                                                                     ●

Ben sizlere, Enerji Piyasası Denetleme Kurulu’nun, yılan hikâyesine dönen şu akaryakıt kaçakçılığına artık acil bir çözüm bulması,Hepimizi töhmet altında bırakan bu vergi hırsızlarına göz açtırmaması,Devlet hazinesini akılalmaz zararlardan kurtarması,
Haksız rekabete de bir neşter vurması GEREKİRKEN,Şark kurnazlığıyla topu taca atıp, bütün enerjisini “Lisanslara” ayırmasının, en hafif deyimle, abesle iştigal olduğundan da bahsetmeyeceğim!
                                                                     ●

Yani ben sizlere, artık sağır sultanın bile duyduğu, sokaktaki çocukların bile bildiği akaryakıt sektörünün bu kronik sorunlarından hiç mi hiç bahsetmeyeceğim!
                                                                      ●
Ya neden bahsedeceğim?Kendi ilgi alanım olan LPG’nin sorunlarından mı bahsedeceğimim? “Hayır hayır! LPG’nin sorunlarından da bahsetmeyeceğim!”
Çünkü LPG konusuna girecek olursam, burada bulunan bir kısım arkadaşlarımızın alınganlık göstereceğinden, adım gibi eminim de ondan!Zira Akaryakıt sektörünün kimi uygulamaları var ki, LPG sektöründe çalışan bizlere göre, ZATEN SORUNUN TA KENDİSİDİR de ondan!Örnek mi istiyorsunuz? Mesela akaryakıt sektörü, özellikle 2005 yılından itibaren LPG’nin motoru konumunda olan OTOGAZ’ı, sanki kendisinin bir uzantısıymış gibi algılamaya başladı. Sonra bir baktık ki, Akaryakıt Dağıtım Şirketleri, akaryakıtla hiç alakası olmadığı halde, LPG Dağıtım Lisansı da alarak, Otogazın pazarlanmasına sessiz sedasız ortak oluverdiler...Haksız rekabete sebep olması, can güvenliği tehlikesi gibi, pek çok sakıncaları ortadayken, bizden bu çarpıklığı sindirmemiz, yoğurt yiyeni karıştırmamamız isteniyor…Şimdi bu, olacak iş mi yani?Alın işte size bir sorun! Ve bu sorunun da acilen çözülmesi gerekiyor…Peki bu sorun nasıl çözülecek?Cevabını bilen var mı içinizde?Akaryakıtçılara göre, böyle bir sorunun varlığını kabul etmek, doğal olarak eşyanın tabiatına aykırıdır…Gördüğünüz gibi, daha ilk maddede kilitlenip kalıyoruz…
İşte bu sebeple LPG konusuna hiç mi hiç girmiyorum… İşin trajikomik yanı: “LPG’nin sorunlarını, sorunun kaynağı olarak gördüğüm Akaryakıt sektöründe çalışan sizlere şikâyet edecek olmam!”Ne tuhaf değil mi?Boşuna dememişler: “Davacının aptalı, derdini mübâşire anlatırmış” diye…Bilmiyorum anlatabildim mi?
                                                                       ●
Değerli Dostlar,“Eğer kurtlar birbirine düştüyse, ya büyük rant, ya da büyük kıtlık var demektir.” sözünün bir tezahürü olarak, maalesef biz bu sorunları kendi aramızda çözemeyiz…Çünkü empati yapmıyoruz!Çünkü kendimizi, karşımızdaki insanların yerine koymuyoruz…“Altta kalanın canı çıksın” anlayışı, ne yazık ki hayat felsefemiz olmuş. Rekabet adı altında dönen dolaplara, yapılan entrikalara bir bakar mısınız Allahaşkına?Bu sözlerim sadece akaryakıtçılara değil aslında… Herkese…Kazanmak için her yolu meşru görmek, rakip gördüklerimizi ezip geçmek, BELKİ para getirebilir; ama huzuru götüreceği KESİNDİR…
Sanırım dostlar, ticari hayattan tutunuz da, insanlara bakış açımıza varana dek ne var ne yoksa, kendimizi yeniden bir çekaptan geçirmemiz,“Ben onun yerinde olsam, acaba ne yapardım?” sorusunu kendimize daha çok sormamız,Hayatı birbirimize zehir etmememiz gerekiyor.
Artık BEN merkezli olmak yerine, BİZ merkezli olmak, hayatın sadece bizden ibaret olmadığını anlamak gerekiyor.
Şayet bunu başaramazsak, herkesin bi şekilde gelişmelerden zarar göreceği, ağızlarının tadının bozulacağı kimseye sürpriz olmamalıdır.
Bakın size ilginç, bir o kadar konumuza ışık tutan son bir anekdot anlatayım:
                                                                      ●
Çin’de bir üniversitede okuyan genç bir kız, yeni aldığı bisikletiyle okuluna gelmiş. Henüz kilit almadığı için, bisikletini okulun bahçesindeki bisiklet parkına öylece bırakmış. Derslerin bitiminde bisiklet parkına gelince, bir de ne görsün? Bisikleti yerinde yok… Gerçekten çok üzülmüş ama, yapacağı da fazla bir şey yok… Giden gitmiş artık, hiç geri gelir mi? Üzgün ve öfkeli bir halde evine dönmüş çaresizce… Ertesi sabah okula geldiğinde bir de ne görsün?Yeni aldığı bisikleti, bir gün önce bıraktığı aynı yerde duruyor… Bisikletin üzerinde de şöyle bir not var varmış: "Senden defalarca özür dilerim! Ama bisikletine gerçekten çok ihtiyacım vardı… Aldıktan 2 saat sonra geri getirdim ama sanırım ders çıkışına yetişemedim… Çok üzgünüm… Anlayışın için teşekkürler!" Kız doğruca bir bisikletçiye gitmiş ve tam 5 tane kilit alarak okuluna geri dönmüş. Bisikletini 5 ayrı yerden güzelce kilitleyip farklı anahtarla dersine girmiş ve olayı arkadaşlarına anlatmış…Dersleri bitince arkadaşlarıyla beraber bisikletini almaya gittiğinde yeniden bir şok yaşamış! Hayır hayır!.. Bisiklet yerinde duruyor.Ama bisikletinin üzerinde tam 10 adet kilit var!
Ve yine bir not yazılıymış… Şöyle diyormuş notta:"Hırsız olmadığımı sana daha önce söylemiştim… Eğer acil durumlarda BU BİSİKLETİ BEN KULLANAMAYACAKSAM, SEN HİÇ KULLANAMAYACAKSIN!"

                                                                        ●●●

                                                                                                                Hepinizi tekrar saygı ve hürmetle selamlarım…


                                                                                                                                             Feyzullah ERTAŞ
 

Bookmark and ShareDIV>  

 

Konya Akören İlçesi  Web Sitesi akoren.gen.tr  Ali Bekir Gültekin   alibekir47