Ana Sayfa  Vefat Edenler İletişimotobüs tarifesi akviranca telefon rehberi
 
 
AKOREN
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

              kişi online

 

 

Duydun mu, Duydun mu? Amanın Duydun mu?

 

 

 

 

 

 

 

25.10.2018 10:45:54 CountersBu haberi Okudu

Şu bizim kel dağdaki kırk kapının, gıcırdayan kırkıncı kapısı,

Kapısında kıvrılıp yatan ejderhayı sorarsan, rengi yılan sarısı,

İçerde uyuyan güzeller güzeli, peri kızının saçları altın sarısı.

Gördün mü? Gördün mü? Ah amanın gördün mü?

 

Pazar beleninin arkasındaki sarnıcın içinde, gök geçiler varmış,

Kiseciğin tepede, cinliler her perşembe toplanıp, ataş yakarmış,

Sakaltutan köprüsünün altında huri kızları çalgı-çengi yaparmış.

Duydun mu? Duydun mu? Ah amanın duydun mu?

 

Sene 1942, Pamukçu hanında gece yatıya kalmış Kirmanın Arif,

Ele-ele neye otelde kalmadın diye serzenişte bulunmuş bir herif,

Ulen dayım sene 1942 dirin, yapıver şu ebennaya bir güzel tarif.

Dimiş-dimiş anlatamamış; bildin mi? Bildin mi Ah amanın bildin mi?

 

Başanın Amat, oğlu Rafet ile sene ’71 deki tipiye meydan okumuş,

Akviran’ın goca kelesi, Üsküse’de sivri kayanın tepesinden uçmuş,

Mersinli Mal Çukurundan, Belene oradan da evinin yolunu tutmuş,

O tipiyi bildin mi? Bildin mi? Ah amanın bildin mi?

 

Gene sene 70’ler de Buyruk bağırır duyduk duymadık demeyin haaa!,

Oğlu Kazım devam eder, Zaloğlu Rüstem bu akşam bahar sinemasında,

Gişe rekorları kırılır, Erol Taş’ın gür sesi taaa dolu kuyudan yankılanır.

Bildin mi? Bilbin mi? Ah amanın bildin mi?

 

Cıvan gilin Iğsan, Başa gile müjdeli haberi taaa Fransa’dan vermiş,

Mektubunda “babanızı seviyorsanız otobüsün önüne çıkın” dermiş,

Mumlar yatsıya kadar yanmış yine gelen olmamış, sinirler gerilmiş.

Duydun mu? Duydun mu? Ah amanın duydun mu?

 

Ali Beğ emmi, kademeden geçenlere seslenirmiş, dirin oğlum dirin,

Ben adamı sabah aç-acına kapıdan savmam, gavenezli pilav yidiririn,

Söyleyin ona attırmasın kafamın tasını varırsam külâhı ters giydiririn.

Dirimiş, duydun mu? Duydun mu? Ah amanın duydun mu?

 

Durnanın Amat; gökyüzünde uçan turnayı gözün den vurmuş dirler,

Hadıklının Alı; Kara kışın geleceğini günü gününe bilivermiş dirler,

Güdek Halil; Bir oturuşta bir deveyi hiç hilâfsız yimiş bitirmiş dirler.

Dirler oğlum dirler, İnanın mı? İnanın mı? Ah amanın inanın mı?

 

Ala İzzet; Yörüğün önünden aşırmış, beş-altı ya da yedi-sekiz kıl davar,

Katmış azığını koymuş helvasını sürmüş çobana, sat bunları harçlık var,

Amma ve lakin “Ali Cengiz oyunu”na gelmiş, ne gelen ne de haber var,

Gün gelmiş karşılaşmışlar, “sorma len yeren zarar ettik” demiş Cengizim,

“Ulen azığını ben kattım, sermayen ne de zarara ettin” dermiş Ala İzzetim.

Böylece olmuş derler, aslı varsa doğrudur. Amanın doğrudur.

 

Böcünün İskender at almış yağız marka,  ayağını ancak nallatmış kırka,

Koyuncunun Murat diyor; bundan sonra benim için bir lokma bir hırka,

Âdemoğluyuz, kimimiz uzun kimimiz kısa, bakmayın siz aradaki farka.

Deyivermiş Doksan Amet ile Kurukafa, duydun mu? Amanın duydun mu?

 

Daha bunlar, Akviran’da olup-bitenlerin ya da bizim bildiklerimizin yarısı,

Aynı kabın içinde Allah dilemeyince karışırmı çiğ yumurtanın akıyla sarısı,

Çok lâf yalansız, boş lâf hilafsız olmazmış derler,  aha burası dünyanın ortası.

Derler… Olur mu? Olur mu? Ah amanın olur mu?

                                                                                    Ömer EĞREN

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DÜĞÜNLERDE SİLAH ATILMASIN

HAYATLAR SOLMASIN