Otuzbeş yıl önce, otuz beş yıl sonra…

Veyis Güngör

info@veyisgungor.com

Otuzbeş yıl önce, Akören  Mustafa Çetin İlkokulunun o küçük sınıflarındaydık. Sosyalleşme sürecinin ikincisini yaşıyorduk. Aile ortamından okul ortamına geçiş yaptığımız yıllardı. Hepimizin üzerinde siyah önlükler, beyaz yakalar vardı. Plastik olan bu yakalar sert olduğundan bazen boyunlarınımızı zedelerdi. Yinede bu mereti takmak zorundaydık.  Erkeklerin saçları sıfır numaraydı. Her Pazartesi ve Cuma günleri okulun önünde toplanır, istiklal marşını söylerdik. Beş yıl birlikte olduğumuz, kader birliği yaptığımız arkadaşlarımızın bir bölümü orta okula devam etti. Özellikle bayanların eğitim durumu ilkokulla sınırlı kalmıştı. Aralarında akıllı olan bayanların kaderide hepsinin olduğu gibi, evde evelenecek eş beklemekti. Üç yıl süren orta okul birlikteliğimiz şehre gelmemizle kısmen sona eriyordu. Artık meslek, ticaret ve düz liseye ayrılmıştık. Her ne kadar ayrı okullara devam etsekte, okul sonrası, hafta sonları çoğumuzun ikamet ettiği Aydoğdu mahallesinde biraraya gelir, dayanışma örneği gösterir, ortak eylem birliği yapardık.

Liseli yıllarımızda yeni sosyal çevrelerle tanışmıştık. Hemşehrilik duygusu ve dayanışması devam etsede, o yıllarda Türkiye’yi kıskacı altına alan siyasi bölünmüşlük bizi de etkilemişti. Kısa bir süre sonra, ilkokokul ve orta okulu birlikte okuduğumuz bazı arkadaşlarla farklı siyasi kamplarda yer almış, artık eski birlikteliklerimiz yerini kelimenin tam anlamıyla kin, nefret ve düşmanlıklara terketmişti. Oysa aynı toprakların çocuklarıydık. Aynı eğitimden geçmiş, aynı evlerde oturmuş, öğretmenlerden aynı dayakları yemiş, aynı tastan ayran içmiş, aynı pilava kaşık sallamıştık. Aynı köyün sıcak ve soğuğunda pişmiştik. Aynı kaderi paylaşmıştık.  Üzerimize bir el uzanmış ve bizi ayrı ayrı kamplara ayırmıştı. Oysa yıllar sonra bizi birbirimize düşman eden, birbirimize yumruk attıran o malum elin, tek el olduğunu anlayacaktık. Anlamak yetmiyecek. Kahrolacaktık.

Ve otuzbeş yıl sonra. Bir yaz günü. Konya Devlet Su İşlerinde görevine devam eden İsmail Karakoca’nın teklifiyle ilkokul arkadaşlarımızın toplanmasına karar kıldık. Hamza Ertaş’ın elinde bulunan sınıf fotoğrafından isimler tesbit edildi. Buluşma tarihi belirlendi. Buluşma toplantısının koordinasyonunu İsmail Karakoca ve Cemil Gülcan üstlendiler. Kısa bir süre içinde 1973/1974 yılı Akören Mustafa Kemal İlkokulu mezunları bir araya geliyordu.

Bazı arkadaşlarımızın eşleriyle katıldığı buluşma toplantısına, ortaokulda birlikte olduğumuz arkadaşlarında iştirakleriyle, elli dokuz kişi otuz beş yıl sonra biraraya gelerek, birlikte yemek yedik. Toplantıda, arkadaşlarımızın önemli bölümünü kolay hatırladım. Çünkü yüz şekillerinde bazı değişiklikler olsada, o zaman benim hafızamda çekilen fotografta fazla bir değişiklik yoktu. Bazı arkadaşları ise köydeki evlerinin bulunduğu mekandan hareketle tanıdım. En büyük değişiklik bayanlarda olmuş. Bazılarıyla sokakta karşılaşsam emin olun tanıyamam.

 

Duygu yüklü bir buluşmaydı benim içim. Yıllar önceki hatıralar tekrar canlandı gözlerimin önünde. Sayılı ömrümüzün bir bölümünü birlikte geçirdiğimiz insanlarla hem çocukluk yıllarımızı, hem de büyümüş halimizde birarada değerlendirme imkanı bulduk. İlkokul yılları, insan şahsiyetinin şekillenmesinde önemli rol oynar. Öğretmenler, okul arkadaşları yani sosyal çevre, yavaş yavaş oluşan bireyin önemli temel taşlarıdır. Birey bu çevre sayesinde dünyayı, etrafı, varoluşu, çevreyi anlamlandırmaya çalışır. İlkokulda, ortaokulda yaşanan her hangi bir olay kolay kolay unutulmaz. Kişiliğimizde iz bırakır, yer edinir.
İşte bu çerçevede o akşam, ilkokul ve orta okulda yaşanmış onlarca hatıra anlatıldı. İnsanları güldürürken düşündüren bu hatıralar, ömür boyu insanı bırakmıyor.
Dünyanın neresine giderseniz gidin. En modern, en çagdaş mahallelerinde yaşayın, köyünüzle kentinizle her hangi bir ilgisi olmayan ülkelerde bile, ilkokul ve orta okul çağındaki tecrübeleriniz, hatıralarınız sizin peşiniz bırakmaz.
Hayatımızın bir bölümünde yaşana birlikteliklerin, ortak tecrübenin hem bu dünyada hem ukbada karşımıza çıkacağına inananlardanım. Çünkü hiç bir dakikamız, başıboş değildir. Ortak tecrübelerin yaşandığı anların, hatıraların, yılların hatırlanması aslında ‘nereden nereye’ muhasebesine de bir vesiledir. Büyük hesap gününe işarettir…

Otuzbeş yıl sonra bizlere bu duyguları hatırlatanlara, vesile olanlara ve emeği geçenlere teşekkür ederim. Hayat devam ediyor…

 

 

 

 

 

 

 

Konya Akören ilçesi Web sitesi -   akören.gen.tr  - Ali Bekir Gültekin