|
|
|
|
|
Sesli düşünüyorum Uçsuz bucaksız çöllerde ıslık çalarak esen rüzgâr, celallenmiş güneşle harmanlanıp yüzünüzü yalarken, apansız karşınıza egzotik bir vaha çıkar ya, yüreğinizi hoplatan… Öylesine hayat
doludur, o karşınızda duran! Siz O’nu, yalçın dağların soğuk yamaçlarında, kristalleşmiş karlar arasından boy veren kardelen çiçeğine de benzetebilirsiniz; Öylesine doyumsuz. Ve yalnız… Bir o kadar zarif. Uzayıp giden bozkırların, otları sararmış ovaların, susuzluktan çatlamış toprakların hitâmında, sizi ilk O karşılar Mevlâna diyarında. Sessiz… Ama biraz da mağrur. “Hilton“ dur O’nun adı. Şimdiler de Konya’da. Altın rengine dönmüş buğday başaklarının arasından, olanca gizemiyle size göz kırpan o muhteşem anıta yaklaştıkça, cazibesinden kurtulamaz, küçüldüğünüzü hissedersiniz. Artık tepeden bakar size, elinde olmadan! Şâyet estetiğe
vurgun, kaliteye sevdalı, başarıya âşıksanız gözlerinizi ayıramazsınız
bu heybet
li yapıttan
Sözcükler dökülüverir dudaklarınızdan: “Aman Allah’ım! Bu ne ihtişam!..” ● Ama ben, O görkemli âbidenin her önünden geçişimde yahut içinde her konaklayışımda, bu şâheseri kimin yaptığından çok , “kimin düşündüğünü“ merak etmişimdir. Bir öyküyle izah edeyim: Amerika kıtasını keşfeden Kristof Kolomb, bir akşam vakti, İspanyollar arasında yemek yiyordu . Yemekte bulunan misafirlerden birçoğu Kolomb’un şöhretini küçümsüyorlardı. Yemek arasında söz Amerika’dan açılınca, içlerinden biri, yüksek sesle: “Oraları keşfetmek
zor bir iş değil ki!“ dedi. Kolomb, bu söze karşılık bir şey demeden eline bir yumurta aldı ve masanın yanında oturanlara dönerek: “İçinizden hanginiz bu yumurtayı dik olarak dengede tutabilir?“ diye sordu. Herkes bunu denedi, fakat hiçbiri başaramadı. O zaman Kristof Kolomb yumurtayı aldı, ucunu tabağın üstüne hafifçe vurarak yassılaştırdı ve yassı kısmını tabağa yerleştirdi. Elini yumurtadan çektiği halde, yumurta dik vaziyette dengede duruyordu. Hepsi bağırarak: “Senin yaptığın zor bir iş değil ki!“ dediler. “Doğru“ dedi Kolomb, gülerek. “Elbette bu zor bir iş değil. Zor olan bunu düşünebilmektir!“ Sahi, bu Hilton’u kim düşündü? Siz hiç düşündünüz mü? Yorulmayın! O’nu size ben anlatayım: ● Tarihle estetiğin kesiştiği, mâzi ile istikbâlin buluştuğu, Ney’le Gitar’ın paslaştığı, Mevlâna ile Mozart’ı n kaynaştığı bu armonik eserde, Mustafa Sert’in imzası vardır. Gönlünde Doğu’nun etiğini, beyninde Batı’nın tekniğini sentezleyebilen, vizyon sahibi Mustafa Sert’i n imzası… Helal olsun! O’na sesleniyorum: Siz, Maser Holding Yönetim Kurulu Başkanı olarak, tekstilden enerjiye, inşaattan giyime, iplikten turizm e varıncaya kadar, sanayi ağırlıklı 16 (onaltı) şirkete imza atıyor, 7.500 kişiye istihdam sağlıyorsunuz. Siz, Mısırdan İtalya’ya, Suriye’den Almanya’ya, Kanada’dan Fransa’ya, Bulgaristan’dan Amerika’ya a kadar göğsümüzü kabartan ihracatlar yapıyorsunuz. Siz, Doğup büyüdüğünüz, havasını soluduğunuz Konya’mıza bir ilköğretim, bir yüksekokul, bir sağlık ocağı ı bağışlıyor, pek çok gencimize de burslar dağıtıyorsunuz. Siz, Ankara dışında Orta Anadolu’nun tek 5 yıldızlı otelini bizlere lâyık buluyorsunuz. Siz, 1967’den beri durmadan çalışıyor, “az laf çok iş“ yapıyorsunuz. Ve Siz, Galiba alkışı hak ediyorsunuz!..
● Biliyor musunuz! Meşhur piyanist Arthur Rubinstein, parmakları çok yorulduğu için , konserlerinden hemen sonra kendisinden imza isteyenlerin arzusunu kesinlikle e yerine getirmezmiş.
Yine bir akşam konserden sonra, piyanistin hayranlarından küçük bir kız , piyanistin konser salonundaki odasının önünde, elinde küçük bir imza defteriyle bekliyormuş. Piyanist kapının eşiğinde görününce, yanına sokularak: “Biliyorum efendim“ demiş, küçük hayranı. “Parmaklarınız çok yorgun. Fakat benimkiler de e öyle, sizi alkışlamaktan! “
Evet Dostlar, Benim parmaklarım da yorgun, bu mektubu yazmaktan! Mustafa Sert’i alkışlamaktan !..
Saygılarımla… FEYZULLAH ERTAŞ Meramgaz Yönetim Kurulu BaşkanıFeyzullah Ertaş ın Hilton açılışında yaptığı konuşma tam metni
|
Konya Akören ilçesi Web sitesi - akören.gen.tr - Ali Bekir Gültekin