Ana Sayfa        Haberler          vefat edenler   iletişim         Otobüs Tarifesi   Akviranca         Tel Rehberi

 

 

 

Yükleniyor...

 

 

 

 

 

Akören Monografisi yazı dizisi

Tarih 23.09.2016 11:04 Akören Sitesi janitorial services in fort lauderdalekişi bu haberi okudu

1.inci Bölümü Okumak için  tıklayın  

Monografisi yazı dizisi-2             

İşte bu adı vermeye çalıştığımız iskân sahaları hem Ertaş Boğazına ait olup, hem de orhaniye'ye ait burada iki vadinin birleşmesi dolayısıyladır ki çok zamanlar bu vadilerden gelen suların taşması ile tarlaların su altında kalmasından müteessir olan halk, daha ziyâde beşeri Coğrafya bakımından yerleşme yerlerini vadi tabanlarında değil, Toroslarda aramışlardır. Buranın halkı bu yüzden dağılarak Orhaniyeve Akviran'a (Akören) yerleşmişlerdir. Akviran'da Ağalar mahallesinin büyük bir kısmını teşkil eden aileler yani Kadıoğulları denen oymak buradan gelmiştir.

6. Mihrab: Adından da anlaşılacağı gibi, burası bir an için mabet olmuştur.Bugün için tam bir yerleşme bölgesi değildir. Buranın halkı şimdiki Akören'e taşınmıştır. Burada gayri İslâmî kalıntılara tesadüf edilmektedir. Burada bulunan işlemeli taşlarda Romalılarda görülen bazı geleneklerin izleri vardır. Meselâ şaraba ve üzüme verilen önem bakımından burada mermerler üzerine islenmiş üzüm salkımları ve şarap âyinlerini gösterir resimlere rastlanmaktadır. Buranın Mihrab denmesine sebep rivâyet olarak söylendiğine göre, Karamanoğullarının önemli zamanlarında Osmanlı Orduları Karaman üzerine harekete geçtiği zaman turadan geçmişlerdir. Burayı mola yeri olarak seçtiklerinden "burada askerî birlikler mola yaparken bir cuma namazı kılmaları ve bugün hâlâ yerinde duran büyük bir taşı mihrab olarak kullanmalarından dolayı buraya mihrab denilmiştir. Buranın halkı da Akviran'a (Akören) göç etmiştir.

7. Kayıbeleni veya Kayıderesi: Anadolu'daki kayı isimleri Osmanlılarla Anadolu'ya gelmiştir. Buralara bu isimleri veren Osmanlı Türkleri olmuştur. Osmanlılar Kayı aşiretinden olduğu için, Anadolu'nun birçok yerlerine buna benzer isimler vermişlerdir. Kayıbeleni de bir Osmanlı köyü harabesidir. Yukarıda bahsettiğimiz Tülce ile ilgilidir. Bitek fakat küçük bir vâdî olmak dolayısıyla gittikçe artan nüfusa kâfi gelmemesi ve bilhassa komşu köy elan Akçeşme halkı Akviran (Akören'e) göç edince bunlar da buradan ayrılarak Akviran a gelip yerleşmişlerdir.

Yedi örenin bir araya gelmesinden teşekkül eden bu insan topluluğunun bugünkü durumu incelendiğinde bu kasabanın Osmanlı ve Selçuk köylerinden kalan örenlerin bir araya toplanmasından meydana gelmişse de kasabanın kesin olarak ortaya çıkışı onsekizinci yüzyıl sonlarıdır. Akören'in büyümesi ve çoğalması I. Dünya Savaşından sonradır. Kaynak kişi olarak seçtiğimiz Akören'in Ağalar Mahallesinden Sayın Hüseyin Ceylân Akören tarihi ile ilgili bize şu bilgileri vermiştir."Ertuğrul Bey, o günkü devletin inkıraza uğradığı bir sırada Kayı boyu ve Oğuz boylarından yedi aile Akviran'a gelerek Akviran'ın bugünkü Kayıbileni dediğimiz yerde iskân edinmiştir. Bayındır dediğimiz mevkiye ise Bayındıroğulları yerleşmişlerdir.netice Akviran'ı tenha bulmuşlar. Oradaki suya kapılarak: Akviran'a gelmişlerdir.

Gelenler Şunlardır:

 Kara Ahmet Kara Mehmet,Kuyucular,Tosbalaklar Ailesi,Dursunlar,Molla Ahmet, Sofular,hacı Veli,Kara Himmet

Ertaşlar,Kara Hasan Oğlu Halil Efendi nesli bunlar,Kara Halil,Kara Mustafa Memleketin batısından doğusundan yedi viraneden gelip Akviran a yerleşirler. Akviran'ın yedi viranesi olan

1.     Bayındır

2.     Kayıbileni

3.     Kisecik

4.     Mihrap

5.     Aşağı Yarımca

6.     Yukarı Yarımca

7.      Ertaş Boğazı'nda halâ yıkıntıları vardır. Bundan sonra Akviran' ın ahalisinin çoğalması, nüfusun kesâfeti ziraî ticarî yönündendir. Akviran'a gelen ailelerin pekçoğu Antalyadan gelmişlerdir. Tabii o zaman Antalya vilâyet değilmiş.
Antalya dan gelenler Antalyalı Bekir Efendi,Embeller Sülâlesi,Sarı Hafızlar, BıyıklılarMehmet Karabiber, İbrahim Yapıcı bunlar Antalya'dan gelen Bekir Efendi'nin neslindendir. 0 zamanki Antalya bataklıktı. Bugünkü, haliyle Antalya'yı görseler kimse gelmezdi. Antalya'nın bataklık olmasına karşılık, Akviran ormanlıktı. Antalya'dan gelen ikinci sülâle,eski belediye reisimiz Sayın Ali İhsan Doğru'nun ecdadı Geyveli Ali Efendidir. Nesli Tülce Mahallesinde devam etmektedir.(Tülceler, Yoncalıklar, Doğrular) Üçüncü olarak gelenler ise, Manav Mehmet oğlu, Hacı Mustafa, Gök Osman, Hüseyin, Muharrem  oğulları, Ekenler, Kör Hafızlar, Kel Hacıgil; dördüncü olarak gelenler Antalyalı Topal Mehmet (bu kimse bugünkü Kanoğlu Sülâlesi Özkan oğullarını temsil eder.) Beşinci olarak İmamoğulları diye bir sülâle gelmiştir. Bunlar Yakışlar lâkabı ile anılırlar. Yine Antalya'dan gelen Deli Ahmet, Karadeli sülâlesine mensup Deli Mustafa bunlar da Tıngırlar neslini temsil ederler. Deli Mustafa oğlu Tıngır, İbrahim oğlu Osman, Hasan, Mehmet Hacı bunların gelişleri I. Dünya Harbinden evvel başlamıştır. Kurtuluş Savaşında tek tek gelenler olmuştur. Rodos Osmanlı emrindeyken değil de, Osmanlı emrinden çıktıktan sonra korkuyla birlikte Antalya'dan göç başlamıştır. Bozkır Havalisinden gelenler ise Bozkır'a bağlı Akkise köyündendir. Buradan olanlar Hafız Salih oğulları, İbiş, Hüseyin, Abdullah, Ali İbiş'in oğulları Hacı İbrahim, Mülâzım Mehmet Ağa, Mustafa Avcı, Deli Hafız, Hüseyin, Palanın Memiştir. Akkise köyünden gelenlerin diğerleri ise Aşık Bilâl, Âşık Ahmet, Abdullah, Âşık Osman ile Bozkır'ın  Çoban Hasan ve bunun dört oğlu vardır. Konyalı Koyunoğlu Hacı Mehmet'in karısı Aliye (Koyunoğlu Müzesinin Sahibinin hanımı) Tenekeci Paşa'nın kayın babası olan Konya Belediyesinden emekli olan Şükrüdür. Demek ki, Akviran a göçen halkın çoğu Antalya'dan, Bozkır'dan Akkise'den gelmişlerdir.

Sayın Hüseyin Ceylâna o günkü idare şekli nasıldır? diye sorduğumda şunları nakletmiştir:

"Akviran da 4. Ağustos. 1914 ' de Belediye ve Bucak teşkilâtı kurulmuştur. Asayişi sağlayan bekçi karakolu bu tarihten evvel gelmiştir. Çocukluğumdan hatırladığım kadarıyla Killesioğlu Hacı Ömer'in evinde 1912'de ilk karakol kurulmuştur. 1914 Birinci Dünya Harbin'de hem belediye, hem nahiye teşkil etmiştir. 0 sırada Konya valisi valilik ve ordu komutanlığını birlikte yürütüyordu. Hatunsaraydaki kişiler vali Naci Paşa'ya çıkarak nahiyeyi Akviran'dan alıp Hatunsaray'a götürmüşlerdir. Bu durum altı-Sekiz ay böyle kaldıktan sonra başta Topal Veyis olmak üzere Akviran'ın büyükleri vilâyette haklarını arayarak bucak merkezini tekrar Akviran'a getirmişlerdir. İlk belediye reisi 4 Ağustos 1914'de Ömer Çavuş'un küçük oğlu Molla (Kütü Hüseyin) dediğimiz Hüseyin Hoca'dır. 0 zaman belediye reisi seçimle gelmezdi. Akviran'da arazisi fazla olan aileler toplanır, belediye reisi ve muhtar seçerlerdi. İkinci belediye reisi "Halil İbrahim Hoca'dır. Seferoğlu İbrahim diye de bilinirdi. Üçüncü belediye reisi Ahmet Hoca bunun nesli de Bozkır'ın Söğüt Köyü'nden gelmedir. 1923 tarihine kadar geldik. 0 zaman ilkokulu bitirmiştim. Konya'daki bugünkü Nalçacı Caddesinin mimarı Ahmet Hilmi Nalçacı'nın babası o zaman Akviranda öğretmendi. Ahmet Hilmi Nalçacı Akviran'da doğmuştur. 0 tarihlerde Akviranda halk fakirdi. Sanat yoktu. Ekonomik yön zayıftı. Cumhuriyetten sonra âşâr(Osmanlı İmparatorluğunda öşür veya âsâr namı altında türlü toprak mahsullerinden devlet nâm ve hesabına alınmakta olan vergi­ler Osmanlı vergi kanunlarında - bk. ö.L.Barkan, kanunlar- ve maliye idaresine ait diğer çeşitli vesikalarda bu impa­ratorlukta türlü toprak her kaza ve hatta her köy için ayrı ayrı tayin edilmiş bulunmaktadır.  Kaldırılarak onun yerine yol vergisi konmuştur. Hükümetten memurlar, harmana çece gelip bakarlardı. Bir miktarını alıp giderlerdi."

Kaynak kişiniz Akören'in çarşısının teşekkülü hakkında da şunları anlatmıştır:

"Akviran halkının kimisi çarşının Konya Vilâyet merkezine doğru, bir kısmı da batıya yapılsın diye münakaşaya girişmişlerdir. Batıya doğru olsun diyen grup baskın çık­mıştır. Harpten evvel (İstiklâl Harbi) çarşı kuruldu. Har­be gidilince dükkânlar kapatıldı. 1937 senelerinde Hatay'ın alındığında bayram yapıldı. O zaman dükkânlar açıldı, temizlendi. 0 zaman Akören'e bağlı 24 köy vardı. Askerlik idaremiz Seydişehir'deydi. Vilâyet arşivindeki kayıta baktım. Merhum babam İstiklâl Harbinde Garp Cephesi karargâhında muhabere eriydi. Harpten malûl geldi. Babam ölünce biraderin üzerine babamın maaşını naklettirmek için vilâyete müracaat ettim. Ahmet İskenderoğlu diye bir masa şefi ile vilâyet arşivinde kayıtları elden geçirirken elime defter alarak Akviran halkını meydana getiren ailelerin nerelerden geldiğini tespit ettim. Elimle bulunan nüfus kütüklerine , büyüklerimden aldığım bilgilere göre Akviran'ın güneyinde olan Yarımca, Mihrap, Yukarı Yarımca buradaki halkın gücünden, Hacılar o yoldan gittikleri için o mahalleye hacılar, Ağalar Mahallesine gelince Akviranın kuruluşunda Orta Asya dan göç eden Kayı aşiretinin gelmesiyle buraya gelen 7 aile sayılabilir. 1826'da Yeniçeri ayaklanması ve II.mahsullerinden Öşür namı altında alınmakta olan vergilerin miktar ve nevileri ile Cibâyet usullerine ait zengin malûmat mevcuttur. Bu malûmata göre üşürün senelik mahsûle nazaran nispeti, toprağın verim kabiliyetine, sulama şartlarına, ziraat şekillerine mahallî örf ve âdetlere göre büyük değişiklikler arz etmekte bazan ilahımı t devrinde Allem Paşa Sadarette görevliymiş. 0 günkü binbaşı rütbesine bey derlermiş. Beyler Osmanlıyı göçürmek üzere harekete geçiyorlar. O zaman Allem Pasa yanında iki beyle Anadolu'ya kaçıyor. Buraya Antalya'dan gelen Ömer Hoca, Karadelioğlugil, Tıngıroğlugil, Erdemler Allem Paşanın yanına çadır kuruyorlar. Allem Paşa oğlu Hacı Ahmed'e "Yarımca Belenin arkasına göç et" der. Bunun üzerine Akören in  söz kesen yedi ailesinden biri olan Kara Hasan'a Allem Paşa'nın oğlu Hacı Ahmet Ağalar "biz de buraya gelelim" deyince gelin derler. Ağalar Mahallesinin adı oradan kalır. Tülce: Kayı ve Oğuz beyleri oradaki sülâleler mallarını ayırabilmek için; damga, kulağını kesme gibi işaretler kullanırlardı. Koyuna da Tülü derlermiş. Gelip oturanlara Tülücü derlermiş. Tülce oradan gelir." Eskilerin dilinde köyün adı Avren olarak söylenir. Sayın Hüseyin Ceylân bu konuda' şunları söylemiştir.

Avren (Akviran) adı nereden gelmştir sorumuzu daşöyle cevaplandırmıştır."Bayındır'dan Boyalık'tan  gelen Akçeşme çayı vardır. Oranın av açısından bol olduğu bilinir. Hatta Konya'dan yatıya gelen avcıların orada avlandıklarından birbirlerine nereye gidelim diye sorduklarında avı bol olan bu havale için, Avverene gidelim derlermiş. Söyleniş kolaylığı açısından Avveren Avren olarak kullanılmıştır.

Akviran adına gelince, Orhaniye'nin ak toprağından getirmişler. Evleri ak toprakla sıvamışlardır. Fakat yapılar derme çatmadır. Zamanında Konya'dan iş için bir yetkili gelmiştir. Gelen yetkili "görünüşü ak ama yapılar derme çatma. Burası olsa olsa Akviran olur" der. Böylece köyün adı Akviran olarak kalır. 1960 ihtilâli ile "Viran"ların "Ören"e dönüştürülmesiyle Akören olarak değişmiştir. Obruk Akviranı ile bizim Akviranı ayırt etmek için, buraya Ağaç Avreni de denir.

Devamını okumak için tıklayın

 

Konya Akören İlçesi  Web Sitesi akoren.gen.tr  Ali Bekir Gültekin