Ana Sayfa Haberler Vefat Edenler İletişim otobüs tarifesi  akviranca  telefon rehberi
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Akviranın Tarihi ve Adetlerimiz:Bulgur Yapma Safiya Sayma

Tarih 07.12.2019 11:04:28  free counter Kişi Bu Haberi okudu

Kaynak:Akören monografisi

Yazan :Doçent Doktor  Zeliha Taşbaş

6. Bulgur yapma ve aletleri

"Kültür tarihimizde hiçbir âlet, insanlıktan ayrı

olarak bir değer ifade edemezdi. Aletlerin hepsi ele insanlığa hizmet için icat edilmişlerdir.

Ayrıca el değirmeni ile bulgur çekme işi ise içtimaî bir iş ve oluştur. Günlerce süren bulgur

 çekiminde komşular gelir ve yardım ederlerdi. İmece" geleneği, Türklerde "Sosyal dayışma"

törelerinin en sağlam belgeleri idiler."

Eski zamanlar önce bundan 30-40 yıl önceleri bulgur tek yolla çekilirdi. "Bu yöntem, el değirmeni

adı verilen iki taştan ibaretti. Bu değirmeni tarif edecek olursak; daire biçiminde olup, kalınlığı yaklaşık

 olarak 5-6 cm., çapı ise 59-60 cm. olan iki taşın üst üste konması, üste bulunan taşın ortasında is

10 cm. genişliğinde " Sibek " adı verilen bir delik bulunur. Üste bulunan taşta elle tut­mak için, bir

sopa vardır. Bu değirmen taşları ağırlıkları yaklaşık 25-30 kğ. olup Kayasu adı verilen Köyden sağlanırdı.

 Bulgur çekilmeden önce buğday temizlenir. Yıkanan temizlenen buğdaylar bol yerlere, bahçelere bir

kilimin üstüne serilerek güneş altında bir, kaç gün kurutulur. Kurutma işi tamamlandıktan sonra buğday 

tekrar ayıklanır. Çuvallara doldurulur. Artık bulgur çekme isi yavaş yavaş baş­lamıştır. Her aile el

değirmenini hazırlar. Bulgur çekme işini gençler yapar. Akşam namazından sonra komşu veya yakın akraba

 kızları veya delikanlıları ayrı ayrı evlerde top­lanırlar. Yanlarında Telem, adı verilen bir kap bulunur.

Bu kaba temiz buğday koyarlar. İki üç kişi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

değirmeni sapından devamlı olarak çevirirler, Telenen in başında, oturan bir kişi de avucun

aldığı buğdaydan, değirmenin deliğine buğday döker. Bu meşhur türküsü olan Safiye." adlı 

türküyü söylerle Yaklaşık akşam namazında  başlayıp ge­ce yarılarına kadar bulgur çekme

işlemi devam eder. genç­ler bu arada hoşça. vakit geçirmek için, birtakım oyunlar oynarlar.

 Maniler söylerler.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu mânilerden bir kısmını buraya almaya uygun bulduk.

Fasulyeyi kuruttum pişirmeyi unuttum Gel yârim konuşalım/Annemgili uyuttum

Saatim  Silmeyince parlamaz Ver anne Sevdimiğimi kendi düşen ağlamaz.

Su gelir bulanarak Dağları dolanarak Buna can mı dayanır Yâr gelir sallanarak.

Şu derenin alıcı Kınalı parmak ucu  Sevilmeyen  kızların kabul olmaz orucu

Entarimin pilesi Yandadır eklemesi Ver yârim sevdiğimi Kolaydır beklemesi.

Yol üstünde böcekler Bal olsam yiyecekler Sevmediğim oğlana Zor ile verecekler,

Evler yaptırdım Bir uçtan bir uca İçinde yatmadım Üç gün üç gece

Motor hırlayıp gelir
Camı parlayıp gelir
Üstündeki sevdiğim

Kâkül sallayıp gelir.

Altım yüzük var benim

Parmağıma dar benim Şu güzeller içinde selvi Boylu yar benim

Evlerim evlerim Yüksek evlerim İçine Girer de Gönül eğlerim.

Fasulye fasıl olur Topraktan hasıl olur Ver anne sevdiğimi Bak geçim nasıl olur.

Karyolam ingin olsa, kaynatam zengin olsa Zenginlik para etmez Yâr benim dengim olsa

Bu mâniler söylenirken bir taraftan da değirmene dö­külen buğday sürekli döndürülerek kırılır, ufalanır, böyle­ce bulgur meydana gelir. buğdaydan meydana gelen bulgurun daha küçük parçacıklarına düğü adı verilir. Kalburdan geçirilerek bulgur ve düğü birbirinden ayrılır, bulgur çekme işi sona ermiş sayılır.  Bu el Değirmenlerinde önceleri tuz ve yarma da çekilirmiş bulgur ve düğü , pilav, tarhana, çorba, yaprak ve lahana sarması, köfte gibi yemeklerde kullanılır.