Ana Sayfa Haberler Vefat Edenler İletişim otobüs tarifesi  akviranca  telefon rehberi
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Akviranın Tarihi

Tarih 06.12.2019 11:38:26  free counter Kişi Bu Haberi okudu

Kaynak:Akören monografisi

Yazan :Doçent Doktor  Zeliha Taşbaş

Sayın Hüseyin Ceylâna o günkü idare şekli nasıldır? diye sorduğumda şunları nakletmiştir:

"Akviran 4. Ağustos. 1914 ' de Belediye ve Bucak teşkilâtı kurulmuştur. Asayişi sağlayan bekçi karakolu bu tarihten evvel gelmiştir. Çocukluğumdan hatırladığım kadarıyla Killesioğlu Hacı Ömer'in evinde 1912'de ilk karakol kurulmuştur. 1914 Birinci Dünya Harbin’ de hem belediye, hem nahiye teşkil etmiştir. 0 sırada Konya valisi valilik ve ordu komutanlığını birlikte yürütüyordu. Hatunsaraydaki kişiler vali Naci Paşa'ya çıkarak nahiyeyi Akviran'dan alıp Hatunsaray'a götürmüşlerdir. Bu durum altı-Sekiz ay böyle kaldıktan sonra başta Topal Veyis olmak üzere Akviran'ın büyükleri vilâyette haklarını arayarak bucak merkezini tekrar Akviran'a getirmişlerdir. İlk belediye reisi 4 Ağustos 1914'de Ömer Çavuş'un küçük oğlu Molla (Mutu Hüseyin) dediğimiz Hüseyin Hoca'dır. 0 zaman belediye reisi seçimle gelmezdi. Akviran'da arazisi fazla olan aileler toplanır, belediye reisi ve muhtar seçerlerdi. İkinci belediye reisi "Halil İbrahim Hoca'dır. Sefer oğlu İbrahim diye de bilinirdi. Üçüncü belediye reisi Ahmet Hoca bunun nesli de Bozkır'ın Söğüt Köyü'nden gelmedir. 1923 tarihine kadar geldik. 0 zaman ilkokulu bitirmiştim.

Konya'daki bugünkü Nalçacı Caddesinin mimarı Ahmet Hilmi Nalçacı'nın babası o zaman Akviranda öğretmendi. Ahmet Hilmi Nalçacı Akviran'da doğmuştur. 0 tarihlerde Akviranda halk fakirdi. Sanat yoktu. Ekonomik yön zayıftı. Cumhuriyetten sonra âşâr(Osmanlı İmparatorluğunda öşür veya âsâr namı altında türlü toprak mahsullerinden devlet nâm ve hesabına alınmakta olan vergi­ler Osmanlı vergi kanunlarında - bk. ö.L.Barkan, kanunlar- ve maliye idaresine ait diğer çeşitli vesikalarda bu impa­ratorlukta türlü toprak her kaza ve hatta her köy için ayrı ayrı tayin edilmiş bulunmaktadır.  Kaldırılarak onun yerine yol vergisi konmuştur. Hükümetten memurlar, harmana çece gelip bakarlardı. Bir miktarını alıp giderlerdi."

Kaynak kişiniz Akören'in çarşısının teşekkülü hakkında da şunları anlatmıştır:

"Akviran halkının kimisi çarşının Konya Vilâyet merkezine doğru, bir kısmı da batıya yapılsın diye münakaşaya girişmişlerdir. Batıya doğru olsun diyen grup baskın çık­mıştır. Harpten evvel (İstiklâl Harbi) çarşı kuruldu. Har­be gidilince dükkânlar kapatıldı. 1937 senelerinde Hatay'ın alındığında bayram yapıldı. O zaman dükkânlar açıldı, temizlendi. 0 zaman Akören'e bağlı 24 köy vardı. Askerlik idaremiz Seydişehir'deydi. Vilâyet arşivindeki kayıta baktım. Merhum babam İstiklâl Harbinde Garp Cephesi karargâhında muhabere eriydi. Harpten malûl geldi. Babam ölünce biraderin üzerine babamın maaşını naklettirmek için vilâyete müracaat ettim. Ahmet İskenderoğlu diye bir masa şefi ile vilâyet arşivinde kayıtları elden geçirirken elime defter alarak Akviran halkını meydana getiren ailelerin nerelerden geldiğini tespit ettim. Elimle bulunan nüfus kütüklerine , büyüklerimden aldığım bilgilere göre Akviran'ın güneyinde olan Yarımca, Mihrap, Yukarı Yarımca buradaki halkın gücünden, Hacılar o yoldan gittikleri için o mahalleye hacılar, Ağalar Mahallesine gelince Akviranın kuruluşunda Orta Asya dan göç eden Kayı aşiretinin gelmesiyle buraya gelen 7 aile sayılabilir. 1826'da Yeniçeri ayaklanması ve II.mahsullerinden Öşür namı altında alınmakta olan vergilerin miktar ve nevileri ile Cibâyet usullerine ait zengin malûmat mevcuttur. Bu malûmata göre üşürün senelik mahsûle nazaran nispeti, toprağın verim kabiliyetine, sulama şartlarına, ziraat şekillerine mahallî örf ve âdetlere göre büyük değişiklikler arz etmekte bazan ilahımı t devrinde Allem Paşa Sadarette görevliymiş. 0 günkü binbaşı rütbesine bey derlermiş. Beyler Osmanlıyı göçürmek üzere harekete geçiyorlar. O zaman Allem Pasa yanında iki beyle Anadolu'ya kaçıyor.

 

Buraya Antalya'dan gelen Ömer Hoca, Karadelioğlugil, Tıngıroğlugil, Erdemler Allem Paşanın yanına çadır kuruyorlar. Allem Paşa oğlu Hacı Ahmed'e "Yarımca Belenin arkasına göç et" der. Bunun üzerine Akören in  söz kesen yedi ailesinden biri olan Kara Hasan'a Allem Paşa'nın oğlu Hacı Ahmet Ağalar "biz de buraya gelelim" deyince gelin derler. Ağalar Mahallesinin adı oradan kalır. Tülce: Kayı ve Oğuz beyleri oradaki sülâleler mallarını ayırabilmek için; damga, kulağını kesme gibi işaretler kullanırlardı. Koyuna da Tülü derlermiş. Gelip oturanlara Tülücü derlermiş. Tülce oradan gelir." Eskilerin dilinde köyün adı Avren olarak söylenir. Sayın Hüseyin Ceylân bu konuda' şunları söylemiştir.

Avren (Akviran) adı nereden gelmştir sorumuzu da şöyle cevaplandırmıştır. “Bayındır’dan Boyalık'tan  gelen Akçeşme çayı vardır. Oranın av açısından bol olduğu bilinir. Hatta Konya'dan yatıya gelen avcıların orada avlandıklarından birbirlerine nereye gidelim diye sorduklarında avı bol olan bu havale için, Avverene gidelim derlermiş. Söyleniş kolaylığı açısından Avveren Avren olarak kullanılmıştır.

Akviran adına gelince, Orhaniye'nin ak toprağından getirmişler. Evleri ak toprakla sıvamışlardır. Fakat yapılar derme çatmadır. Zamanında Konya'dan iş için bir yetkili gelmiştir. Gelen yetkili "görünüşü ak ama yapılar derme çatma. Burası olsa olsa Akviran olur" der. Böylece köyün adı Akviran olarak kalır. 1960 ihtilâli ile "Viran"ların "Ören"e dönüştürülmesiyle Akören olarak değişmiştir. Obruk Akviranı ile bizim Akviranı ayırt etmek için, buraya Ağaç Avreni de denir.