Ana Sayfa Haberler Vefat Edenler İletişim otobüs tarifesi  akviranca  telefon rehberi
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Akören in kuruluşu ve Sülalelerin nereden geldiği Yazı dizisi-1
Tarih 10.10.2019 09:25:20 conter12Kişi Bu Haberi okudu
 
Kaynak:Doçent Doktor  Zeliha Taşbaş

Akören'i meydana getiren yedi harabe sırası ile şunlardır: 1. Akçeşme 2. Bayındır 3. Yukarı Yarımca 4. Aşağı Yarımca 5. Ertaş Boğazı 6. Mihrap 7. Kayı beleni. Şunları sırası ile tek tek belirtecek olursak;

1. Akören'in 5 km. kuzeybatısında bulunan Akçeşme harabeleri ki, burada hâlâ mevcut olan çeşmenin daha ziyade gayri İslâmî devirlerden kaldığı, çeşmenin kaynağındaki havuzun mimarî tarzından anlaşılmaktadır. Kaynağında elips şeklinde bir havuz olup, bu mimarî t arşı gayri İslâmî devirlerden Doğu Roma zamanına aittir. Buranın adı Tülcedir Bir adı da Kisecik'tir. Akören dolaylarında yün davara (koyun cinsine) tüylü davar derler. İste bugünkü Akören'in üç mahallesinden biri olan Tülce Mahallesi buradan gelmiştir. Bu Tülce'de yani Akçeşme Harabelerinde arkeolojik araştırmalar yapılırsa, birçok eserin bulunduğu muhakkaktır. Çünkü toprağın üstünde olan gayrî İslâmî yazılı taşlara,direk başlarına, Yunan Grek yazılarına rastlanmaktadır. Yine bu yörede ( Kisecik Harabelerinde) yurdumuzun birçok yerlerinde bulunan yığma höyüklerden bir tanesi de bulunmaktadır.

2. Bayındır Harabesi: Adından da anlaşılacağı dur.Bu bayındır harabenin,bir Selçuk köyü olduğu şura­dan kestirilebilir.   Bugünkü Bayındır havalisi olduğu yer bitek bir arazidir. Akören'in buradaki su pınarından baş­ka kaynak ve pınar halinde suyu yoktur. Eskiden halk kurak senelerde buraya çıkarmış, Burada yapılan yağmur duası diğer yerlerde görülen yağmur dualarından farklıymış. Bu pınar­dan alınan kara çakıllar götürülür, pınarın biraz öte tara­fında bulunan yine bir su kaynağının ağzındaki büyük bir taşın dibine dökülürmüş. Bu bize gösteriyor ki Bayındır havalisinden gelen Bayındırdı oğuzların millî rengi olan siyah rengi hala bırakmamışlardır. Ve yağmur yağdırmak ruhî var­lığı (Sihirbazlığı)zaten Oğuzlarda bir gelenekti. Bu tari­hî istidlâllere bakılırsa Akören'in bir parçasını teşkil eden Bayındır harabesi de bir Selçuk ve Oğuz kalıntısıdır„ Akören'de Bayındır boyunun rumuzlarını taşıyan izlere rast­lanmaktadır. Meselâ:Koyun ve keçilerini birbirinden ayırt etmek için, damga usûlü tatbik edilmektedir. Zaten Oğuzla­rın 24 boyunun da her birinin kendine mahsus ongunları(arma­ları ) vardır. Bu ongunları hayvanlarına damga olarak koyduk­ları gibi, her ailenin mülkiyet hakkını ifade etmek ve di­ğer ailelerin ve obaların mallarından kendi mallarını ayırt edebilmek için de koyun ve keçilerinin " Bayındır 24 oğuz "boyunun üçoklar kısmına giren Türk boyuna göre Oğuz Hanın Bayındır adını taşıyan torunu bu büyük boyun başıdır, Oğuzların başında Kamgan oğlu Bayındır'ın olduğu görülmekte. Bayındırlılar XIII.yüzyılda bir­çok kola ayrıldılar. Bunlardan Akkoyunlu kolu Bayındır adını muhafaza etmiştir. xvı. yüzyılda İç Anadolu'da 52 ka­dar köy ve ekinliğin yani çiftliğin Bayındır ismini taşı­dığı tapu kayıtlarından anlaşılmaktadır. Bayındırlıların en büyük işleri Anadolu'nun İskân ve Türkleşmesinde büyük hizmetleri görülmüştür. Oğuz hanları 24 "oğuz boyundan Ba­yındırın onun soyundan tünediğine inanılırdı. Menkıbeye göre Oğuzlar ondan izinsiz Sefere çıkmaz. Onun istemediği şeyleri yapmazlardı, polenlere başkanlık eder anlaşmazlıkları çözer.

3. Yukarı Yarımca Harabesi Akviran'ın ( Akören ) güney ve güney doğusunda bulunan koruluğun bitişiğinde o­lan bir iskân sahası; tamamıyla yakın çaylara, derelere ait bir köy harabesidir. Burada önemli arkeolojik kalıntı­lar yoksa da bugün için burada bahçe güllerinin kalıntısı­na rastlanmaktadır. Eski köy zamanından kalan su depoları­nın inşa tarzı daha ziyade Osmanlı devirlerine ait mimarî tarzındandır. Bundan 200-220 sene kadar evvel bu köy su ih­tiyacı yüzünden dağılmış, şimdiki Akviran'ın olduğu yere gelmiştir. Bugünkü Akviran'ın mahallelerinden biri olan Hacılar Mahallesi tamamen buradan gelmiştir sınır yoktur. Bu iki yöre esasında "bir iskân sahası olup, aşağı yarımca da nüfusun çoğalması ile ekin alanlarının genişlemesi ve fazlalaşmasıyla Yukarı Yarımca'ya göç edilmiştir. Aşağı Yarımca, Yukarıdan daha eskidir. Gayri İslâmî ve Türk devirlerde de burasının bir iskân sahası olduğu burada bulduğumuz direk bağlığında kullanılmış olan taştaki şu grek yazısından anlaşılmaktadır,

( TKİ ON APIIONE E? ETHNE S. NATLOE ENO ANE TEİLIHED GEEM ) Bu direk başlığı üzerine bu yazılar yazılmış olup güzel bir şekilde işlenmiştir. Bu iki harabeyi birbirinden ayırmak için, yüzey şekline göre yüksekçe olan yukarı, diğerine Aşağı Yarımca denilmiştir. Çökme ve aşınma arazi olduğu için, çiftçiliğe daha elverişlidir. 50 - 60 evlik bir köy olduğu buradaki su deposu işini gören sarnıç kuyudan anlaşılmaktadır. Bu kuyu sarnıcının yapılış tarzı Selçuk tarzında olup Selçuklulardan kalma kervansaraylar ve hanların çatılarının aynıdır. Bundan da anlıyoruz ki, burası bir Selçuk köyü olup nüfusun çoğalmasıyla bu su deposu ihtiyacı karşılamadığından halkı ikiye bölünün bir kısmı Akviran'ın olduğu yere, bir kısmı da Akviranla Aşağı Yarımca arasında bulunan (Erdaş Boğazı) Orhaniye üç kilise köyüne göç etmişlerdir. Aşağı Yarımca'dan gelen aileler Akviran'da halen Hacılar Oymağı adı ile çoğalmaktadır.

Sonraki Yazımız : Akçeşme viranesin den gelen sülaleler