|
|
Akören Monografisi
Akören Monografisi
Ziya Gökalp’a göre
"halk, eskilerin ve bugün bazı aydınların zannettikleri gibi, cahil, kaba,
kültürsüz ve şekilsiz bir yığın değil, bilakis asırların gelenekleri içinde
yaşayan, ince, olgun, güzel eserler vücuda getirmiş,aydınların kendisinden Pek
çok öğrenebileceği, kendine II - AKÖREN' İN COĞRAFYASI a. Yüzey Şekilleri Akören, Konya'nın güney batı yönüne düşen bir yerleşim birimidir. Güney batısını Toros silsilelerinden olan Karaca dağlar kaplamaktadır. Doğu ve Kuzeyi ovalıktır.Denizden yüksekliği 1046'dır. b. iklimi Kara iklimi hâkimdir. Yazları çok sıcak ve kurak, kış mevsimi ise sert geçer. c. Nüfus Akören'in nüfusu 6739'dır. Akören'in ilçe oluşu 4 Temmuz 1997 gün ve 19507 Sayılı Resmî Gazetede yayınlanmıştır. Beş camii, üç mescidi vardır. "ulaşım Akören Konya merkezine bir taraftan 55 km,diğer taraftan 77 km. uzaklıktaki asfalt yollarla bağlıdır Konya'nın Seydişehir Çumra ve Bozkır ilçeleriyle çevrilidir. Seydişehir'e 54 km., Bozkır'a 48 km. stabilize;Çumra ilçesine ise 45 km. asfalt yolla bağlıdır. Bağlı bulunan d. Tarım Köy halkının çoğunluğu tarımla uğraşmaktadır.buğday, arpa, yulaf, nohut, mercimek, susam, elma, armut, kiraz, üzüm, kavun, karpuz yetiştirilmektedir.
e. Sulama Eski yıllarda sarnıçlar, kış mevsimi içine bol miktarda kar basılarak içme ve diğer ihtiyaçlar için eriyen kar sularından faydalanılırdı. Sonraları toprak su kooperatifinin kurulması ile Devlet Su İşlerine kuyular açtırılarak su çıkartılmıştır. 1957 yılında 15 km.lik mesafeden Akören'in içme suyu getirtilmiş, ancak ihtiyaca cevap vermediğinden 1984 yılında 3,5 km. mesafeden saniyede 16 litre su getirtilmiştir. Fakat bu suyun sertlik derecesi fazla olduğundan yeniden su getirme çalışmaları devam etmektedir. f. Sağlık Özellikleri Akören'de halen bir sağlık ocağı faaliyet göstermektedir. Bu sağlık ocağında bir doktor, bir ebe, bir sağlık memuru, bir hemşire, bir sekreter, bir şoför ve bir hizmetli bulunmaktadır. Bunun yanı sıra 36 yatak kapasiteli bir hastanesi vardır Fakat faaliyet gösterememektedir, (bkz. sağlık ocağı - fotoğraflar ek- 2) g. Kültür Hayatı Akören'i eğitim özellikleri yönünden inceleyecek olursak; bir lise, bir ortaokul, iki tane ilkokul bulunmaktadır. Akören'in kültürel durumu etkinlik açısından oldukça fazladır. Çevre olarak verimsiz arazilerin mevcudiyeti, kısa zaman öncesine den temin etme yoluna gitmiştir. Bunun neticesinde de öğrenim görme, dolayısıyla devlet kademelerinde görev alma ön plâna geçmiştir. Bu sebeple yerleşim merkezinin her hanesinde, en az bir lise veya 'fakülte mezunu görmek mümkündür. Bürokrat kesimin büyük ölçüde öncülüğünü yaptığı bir gerçektir. Örnek olarak Yargıtay Başkanı Sayın Ahmet Coşar, Devlet Bakanı Sayın Abdullah Tenekeci, Gelirler Genel Müdürü Sayın Altan Tufan Akören'den yetişmişlerdir. Siyasî, afekerî ve bürokrasinin çeşitli kademelerinde görev yapan Akören'liler birlik,beraberlik ve dayanışmalarını
III - AKÖREN'İN TARİHİ 10 Akören Konya'nın 55 km. güneyindedir. Konya'ya bu kadar yakın olmasına rağmen, Konya ve dolaylarında Akviran'ı Obruk Akviran'ı ile karıştırırlar.Akviran deyince birçok kimselerin hatırına, Obruk Akviran'ı gelir. Halbuki Obruk Akviran'ı teşkilâtlı bir köydür. Bizim inceleye- ceğimiz Akviran ise, bir bucaktır. Hatta kalabalık bir kasabadır. Obruk Akviran'ından bucak Akviran'ı ayırabilmek için, halk arasında şimdiye kadar Hatunsaray Akviran'ı demek âdet olmuştur. Bunun sebebi ise, Hatunsaray'ın Osmanlı İmparatorluğu zamanında teşkilât bakımından bucak merkezi olmasıdır. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra yerini Akviran'a terk etmiştir. Cumhuriyetten evvel bugünkü Çumra'nın ken- disi de askerî idare bakımından Seydişehir ilçesine bağlıymış. Seydişehir'e uzak olduğundan bu köylere merkezlik yapabilecek durumu olan Hatunsaray bucak, Akviran da köy olarak kalmıştır. Hatunsaray'ın bucak oluşunun diğer önemi de,Selçuk ve Osmanlı devirlerinde ikta halinde oluşudur.Hatunsaray Cumhuriyete kadar bucak olarak kalmıştır,Akviran da buranın köyü olduğundan " Hatunsaray Akviran'ı veya Ağaç Avrenin" denirmiş. Bucak teşkilâtı Hatunsaray'darı Akviran'a kaldırılmıştır. Böylece Akviran Cumhuriyet'ten Sonra gelişmiştir. 1960 yılında İç İşleri Bakanlığı Anadolu'da birçok kasaba ve köyün adını tomografik ve tarihî durumuna göre değiştirdiği zaman Akviran'ın ismini de Akören olarak tescil etmiştir.Akören yedi örenin ve harabe halkının bir araya toplanmasından meydana gelmiştir. Bu köy harabelerinin yerlerinde, ev yıkıkları hâlâ durmaktadır. Bunların eski iskân sahası olduğu anlaşılmaktadır. Akören'i meydana getiren yedi harabe sırası ile şunlardır: 1. Akçeşme 2. Bayındır 3. Yukarı Yarımca 4. Aşağı Yarımca 5. Ertaş Boğazı 6. Mihrap 7. Kayı beleni.Şunları sırası ile tek tek belirtecek olursak;
1. Akören'in 5 km. kuzeybatısında bulunan Akçeşme harabeleri ki, burada hâlâ mevcut olan çeşmenin daha zirade gayri islâmî devirlerden kaldığı, çeşmenin kaynağındaki havuzun mimarî tarzından anlaşılmaktadır. Kaynağınde elips şeklinde bir havuz olup, bu mimarî t arşı gayri İslâmî devirlerden Doğu Roma zamanına aittir. Buranın adı Tülce'dir Bir adı da Kisecik'tir. Akören dolaylarında yün davara (koyun cinsine) tüylü davar derler. İste bugünkü Akörenin üç mahallesinden biri olan Tülce Mahallesi buradan gelmiştir. Bu Tülce'de yani Akçeşme Harabelerinde arkeolojik araştırmalar yapılırsa, birçok eserin bulunduğu muhakkaktır. Çünkü toprağın üstünde olan gayrî İslâmî yazılı taşlara,direk başlarına, Yunan Grek yazılarına rastlanmaktadır. Yine bu yörede ( Kisecik Harabelerinde) yurdumuzun birçok yerlerinde bulunan yığma höyüklerden bir tanesi de bulunmaktadır.
2. Bayındır Harabesi: Adından da anlaşılacağı dur. Bu bayındır harabeinin,bir Selçuk köyü olduğu şuradan kestirilebilir. Bugünkü Bayındır havalisi olduğu yer bitek bir arazidir. Akören'in buradaki su pınarından başka kaynak ve pınar halinde suyu yoktur. Eskiden halk kurak senelerde buraya çıkarmış,Burada yapılan yağmur duası diğer yerlerde görülen yağmur dualarından farklıymış. Bu pınardan alınan kara çakıllar götürülür, pınarın biraz öte tarafında bulunan yine bir su kaynağının ağzındaki büyük bir taşın dibine dökülürmüş. Bu bize gösteriyor ki Bayındır havalisiden gelen Bayındırdı oğuzların millî rengi olan siyah rengi hala bırakmamışlardır. Ve yağmur yağdırmak ruhî varlığı (Sihirbazlığı)zaten Oğuzlar'da bir gelenekti. Bu tarihî istidlâllere bakılırsa Akören'in bir parçasını teşkil eden Bayındır harabesi de bir Selçuk ve Oğuz kalıntısıdır„ Akören'de Bayındır boyunun rumuzlarını taşıyan izlere rastlanmaktadır. Meselâ:Koyun ve keçilerini birbirinden ayırt etmek için, damga usûlü tatbik edilmektedir. Zaten Oğuzların 24 boyunun da herbirinin kendine mahsus ongunları(armaları ) vardır. Bu ongunları hayvanlarına damga olarak koydukları gibi, her ailenin mülkiyet hakkını ifade etmek ve diğer ailelerin ve obaların mallarından kendi mallarını ayırt edebilmek için de koyun ve keçilerinin " Bayındır 24 oğuz "boyunun üçoklar kısmına giren Türk boyuna göre Oğuz Hanın Bayındır adını taşıyan torunu bu büyük boyun başıdır,Oğuzların başında Kamgan oğlu Bayındır'ın olduğu görülmekte.Bayındırlılar xIII.yüzyılda birçok kola ayrıldılar. Bunlardan Akkoyunlu kolu Bayındır adını muhafaza etmiştir. xvı. yüzyılda İç Anadolu'da 52 kadar köy ve ekinliğin yani çiftliğin Bayındır ismini taşıdığı tapu kayıtlarından anlaşılmaktadır. Bayındırlılarm en büyük işleri Anadolunun İskân ve Türkleşmesinde büyük hizmetleri görülmüştür. Oğuz hanları 24 "oğuz boyundan Bayındırın onun soyundan tünediğine inanılırdı. Menkibeye göre Oğuzlar ondan izinsiz Sefere çıkmaz. Onun istemediğişeyleri yapmazlardı, polenlere başkanlık eder anlaşmazlıklan çözer. 3. Yukarı Yarımca Harabesi Akviran'm ( Akören ) güney ve güney doğusunda bulunan koruluğun bitişiğinde olan bir iskân sahası; tamamiyle yakın çaylara, derelere ait bir köy harâbesidir. Burada önemli arkeolojik kalıntılar yoksa da bugün için burada bahçe güllerinin kalıntısına rastlanmaktadır. Eski köy zamanından kalan su depolarının inşa tarzı daha ziyade Osmanlı devirlerine ait mimarî tarzındandır. Bundan 200-220 sene kadar evvel bu köy su ihtiyacı yüzünden dağılmış, şimdiki Akviran'm olduğu yere gelmiştir. Bugünkü Akviran'm mahallelerinden biri olan Hacılar Mahallesi tamamen buradan gelmiştir sınır yoktur. Bu iki yöre esasında "bir iskân sahası olup, aşağı yarımcada nÜfSsun çoğalması ile ekin alanlarının ge¬nişlemesi ve fazlalaşmasıyla Yukarı Yarımca'ya göç edilmiş¬tir. Aşağı Yarımca,Yukarıdan daha eskidir.Gayri İslâmî ve Türk devirlerde de burasının bir iskân sahası olduğu burada bulduğumuz direk bağlığında kullanılmış olan taştaki şu grek yazısından anlaşılmaktadır, ( TKİ ON APIIONE E? ETHNE S. NATLOE ENO ANE TEİLIHED GEEM ) Bu direk başlığı üzerine bu yazılar yazılmış olup güzel bir şekilde işlenmiştir. Bu iki harabeyi birbirinden ayırmak için, yüzey şekline göre yüksekçe olan yukarı, diğerine Aşağı Yarımca denilmiştir. Çökme ve aşınma arazi olduğu için, çiftçiliğe daha elverişlidir. 50 - 60 evlik bir köy olduğu buradaki su deposu işini gören sarnıç kuyudan anlaşılmaktadır. Bu kuyu sarnıcının yapılış tarzı Selçuk tarzında olup Selçuklulardan kalma kervansaraylar ve hanların çatılarının aynıdır. Bundan da anlıyoruz ki, burası bir Selçuk köyü olup nüfusun çoğalmasıyla bu su deposu ihtiyacı karşılamadığından halkı ikiye bölünün bir kısmı Akviran'm olduğu yere, bir kısmı da Akviranla Aşağı Yarımca arasında bulunan (Erdaş Boğazı) Orhaniye üçkilise köyüne göç etmişerdir. Aşağı Yarımca'dan gelen aileler Akviran'da halen Hacılar Oymağı adı ile çoğalmaktadır. 5- Erdaş Boğazı harabeleri: Bugünkü Üç Kimse - Üç Kilise köyünün doğusundadır. Bugünkü Orhaniye'ye Uç Kilise denmesinin bir sebebi de burada üç ulu ağaç altında üç kabrin bulunuşudur ki eskiden buraya mukaddes olan bir yer addedilmiştir. Burada halihazır üç kilise yoktur. Fakat gayri islâmî devirlerde Akviran (Akören) Çukurçimen vadisinden gelen suların birleştiği yerler ekseri yazları çekilen birikinti gö-lünün dibinde Pinorna harabeleri vardır. Bu harebeler Doğu Komaya aittir. Onun için burada, üç kilisenin olması umulduğu gibi, gayri islâmî devirlerden kalan kalın duvarlı harabeler de vardır. Orhaniye denmesinin diğer nedeni de Maârif okulu açılmaya başlandığı zaman buranın okulunu görmeye ve teftişe çıkan Konya valisi Muammer (1916-1919) bu köyün. maârife vermiş olduğu önemden dolayı ""İç Kilise" adını yerinde bulmayarak bu köye Orhaniye demiş olmasıdır. İşte bu adı vermeye çalıştığımız iskân sahaları hem Prdaş Boğazına ait olup, hem de Crhaniye'ye ait burada iki vadinin birleşmesi dolayısıyladır ki çok zamanlar bu vadilerden gelen suların taşması ile tarlaların su altında kalmasından müteessir olan halk, daha ziyâde beşeri Coğrafya bakımından yerleşme yerlerini vadi tabanlarında değil, Toroslarda aramışlardır. Buranın halkı bu yüzden dağılarak Orhaniye
|
|||
|
|
Konya Akören İlçesi Web Sitesi akoren.gen.tr Ali Bekir Gültekin alibekir47