Ana Sayfa        Haberler          vefat edenler   iletişim         Otobüs Tarifesi   Akviranca         Tel Rehberi

 

 

 

Yükleniyor...

 

 

 

 

Benim Adım Zübide

 11.11.2015 10:01:17 Editör Akören Sitesi web counterkişi bu haberi okudu

Yazan:Ömer Eğren

Başlıyorum anlatmaya; ben daha yeni dünyaya gelmişim. Kırkım çıkar çıkmaz köye gitmişiz. Ha! Bu arada, o zamanlar telefon ne gezer. Değil cep telefonu, ev telefonumuz bile yokmuş. Benim dünyaya geldiğimi babanneme (ebeme) müjdelemek için gitmişiz köye. Biz kapıdan girerken ebem hayatta karşılamış bizi. Babam dayanamamış atmış havasını, “Ana adım-adım diyordun, al sana adını getirdim,” diye. Ebem bir sevinmiş, bir sevinmiş ki, sevinçten uçmuş sanki. Sair zaman da önce oğluna koşan ebem, bu sefer önce geline koşmuş. Daha doğrusu geline de değil de gelinin kucağındaki kundağa koşmuş. Çekmiş kundağı almış kucağına, önce kundağın içindeki beni bir güzel sevmiş, okşamış ve de koklamış. “her tarafı oğul balı kokuyor” demiş. Neden sonra, oğluyla gelini aklına gelmiş, onlara da “hoş geldiniz,” diyebilmiş. Bu arada babam, “ilk günden böyle yaparsan, bebeği en çok ben kıskanıp, günüleyeceğim” demiş. Neyse gülüş-oynaş neşe ile eve girmişler. Ebem yüklükten çıkardığı çıkını açmış, gelinin kulağına fısıltı ile seslenerek, “gelin bu senin” demiş ve koluna bir bilezik takmış. Bir de ta kendi gelinlik takılarından kalma, özenle sakladığı Beşibirliği de gelinin avucuna sıkıştırıp, “bunu da büyüyünce çocuğun boynuna takarsın. Ben ya görürüm, ya görmem,” demiş. Vel hasıl o gün, yenmiş-içilmiş, akşam olmuş. Ebem, babamı ve kardeşlerini büyüttüğü beşiği çıkarıp hazırlamış. Beni bir güzel kendi elleri ile beleyip yatırmış, geline de tarif ve telkinlerde bulunmuş. Derken, onlarda yatmış uyumuşlar, ertesi sabah, yeni bir günle uyanmışlar. Halam duymuş geldiğimi, koşa-koşa gelmiş. O da sevmiş okşamış beni, sonra da dönmüş anneme sormuş. “gelin çocuğun adı ne?” diye. O zavallım da saf-saf “ZÜBEYDE” deyivermiş. Ebem bunu duyunca bir tuhaf olmuş, kan beynine sıçramış. Babama dönmüş ve “Ulen irmanı oğlan, ana adını koydum haltını yeme bana! Şuna doğru-doğru ZÜBİDE diyecekseniz deyin, yoksa eğri-büğrü Zübeyde bilmem ne deyipte beni kandırmayın,” dermiş. Öfkesini alamamış, anama dönüp, “gelin sen de o taktığım bileziği çabuk çıkart kolundan,” demiş. Ortalıkta anlık bir sessizlik ve arkasından, bir kahkaha tufanıdır kopmuş. Ebem hariç herkes gülmüş, bu gülüşmeleri yoldan geçenler bile duymuş. Hatta ben bile kan uykudan uyanmışım. Ebem haklı olarak ciddiyetini hep korumuş, ama biraz da kendi kendine “aşırı mı gittim acaba” deyip mahçup olmuş. Babam durumu anlar ve sessizliği bozar, ebemin gönlünü alır. “Tamam, anacığım tamam” der. “bundan sonra torunuyun adı, hep ZÜBİDE kalacak ve ben de onu anamın adı ağzımın tadı” diye seveceğim, der. Ebem gülerek, babama “ah gök dini ah! Yağcılık yapma” der. Burada ki olayda bende ebeme, yerden göğe kadar hak veriyorum. O gün bu gündür diyorum ki, benim adım Zübide, hem de çerçeve içine alarak söylüyorum; benim adım Zübide…..

     Konuyu bağlamak istiyorum. Benim yaşadığımı yaşayan nice; Ayşalar, Ayşanalar, Hatçeler, Güssünler, Şirifler, Şirfanimler, Ziynepler, İmineler ve dahi oğlanlardan Amet, Memet, Siyit, Sülüman, Siydali, Halbağım, Zali, İrza, ibirağım, Abdıraman, Omarali, Hacımar gibi nice isimlerimize sahip çıkamadık. Şimdilerde; Fatih oldu, Hakan oldu, Gökhan oldu, Ayhan oldu, Serkan oldu, Özgür oldu razıyız. Ama ne yalan söyleyeyim, şu Taş, Toprak, Deniz, Kaya ya da Demir, Bakır, Krom gibi element isimleri var ya, onlar içime sinmiyor doğrusu.

        Son bi şey daha; benim adım Zübide demişken gelin ebeme ve tüm ebediyete intikal edenlerimize birer Fatiha okuyup gönderiverelim ve onları da sevindirelim. Allaha’a emanet olun.

Sürçili lisan ettikse affola. 

                                                                                                        Hacımar

 

Konya Akören İlçesi  Web Sitesi akoren.gen.tr  Ali Bekir Gültekin