.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.

 

Konya’da Üretimin Geleceği toplantısında Feyzullah Ertaş ın konuşması

Konya da Yapılan ve Türkiye için Tıkır  Tıkır çalışan Sanayi Toplantısında konuşan Akörenli İş Adamımız Feyzullah Ertaş ın konuşması.Toplantıya Prof.deniz Gökçe,adnan Dalgakıran, Konya Sanayi Odası Başkanı Tahir Helvacızade,Konya Ticaret Odası Başkanı Hüseyin Üzülmez,Milletvekili Hasan Angı,Ayşe Türmenoğlu,Konya Valisi Osman Aydın ve Türkiye için Tıkır Tıkır  Başkan ve Yardımcıları katıldılar.

pet meds
kişi bu haberi okudu

 

feyzullah ertaş tıkır tıkır | izlesene.com

Çok değerli konuklar,

Öncelikle hepinizi saygı ve muhabbetle selamlarım.

Şu anda aramızda bulunan ve yıllardır, gerek halkımıza gerekse biz işadamlarına

ekonomi alanında sürekli rehberlik yapan değerli profesörümüz Sayın Deniz Gökçe

Bey ile, özellikle Kompresör alanında dünya çapında haklı bir şöhreti yakalayan, aynı

 zamanda Makine İhracatçıları Birliğinin Yönetim Kurulu başkanı da olan Sayın

Adnan Dalgakıran Bey başta olmak üzere, aramızda bulunan tüm misafirlerimize hoş

geldiniz diyorum… Bizi gerçekten onurlandırdınız, sağolun…

Bu nezih toplantının, mahallî anlamda Konyamıza, global anlamda da ülkemize

 katkı sağlamasını temenni ederim.

 

Değerli Konuklar,

Mâlum, toplantımızın konusu “Konya’da Üretimin Geleceği”

 

Peki, hemen soruyorum: “Üretim ne demek?”

Ben cevap vereyim: Üretim:

“İnsanın topraktan, tabiatın her türlü kaynak ve güçlerinden faydalanmak suretiyle

kendine yararlı ürünler elde etmesi, bunları işleyerek ihtiyaç duyduğu nesneleri

ortaya çıkarmasıdır”… Mal ve hizmetleri bir dizi işlemden geçirerek, biçim, zaman ve

 mekân boyutuyla faydalı hale getirmek için gösterilen her türlü çabadır, etkinliktir

üretim.”

Dikkat etmişseniz eğer, üretimin tarifinde 2 tane kilit ifade geçer:

 Birincisi, Tabiatın, yani doğanın her türlü kaynak ve güçlerinden faydalanmak

(Bu ancak, AKILLA olur.)

 Ve ikincisi, Mal ve hizmetleri, bir dizi işlemden geçirmek(Bu da,

PLANLI ÇALIŞMAYLA olur.)

Demek ki üretim neymiş:

“Aklın rehberliğinde planlı çalışmakmış…” 

Yani, aklımızı kullanarak bir plân dâhilinde çalışmalıyız

 

Üretimin sihirli formülü budur işte:

“Akıl, Plân ve Çalışmak… “

Şimdi can alıcı soruya geldik:

Bizde bunlar var mı???

Kendi iş hayatımdan bir örnek vereyim:

2004 yılından beri Damacana sektörünün içindeyim.  Üretim kapasitesi olarak, hem

Türkiye’nin hem de Avrupa’nın en büyük şirketi konumundayız… İzmir ve Konya’daki

fabrikalarıma Japonya’dan tam 6 milyon EURO’luk Damacana makinesi ithal ettim.

Diğer firmalar da öyle yaptılar. Şu anda Türkiye’de ne kadar damacana makinası

vardır dersiniz? Hemen söyleyeyim: Ülke ihtiyacının tam iki kat fazlası… Tam iki kat!

Yani makinelerin yarısı, âtıl halde bekliyor. Daha doğrusu çürümeye terk edilmiş haldeler.

Damacana sektörümüzün içine düştüğü bu durum, plânsızlığımızın en canlı örneğidir.

Ülkemizin arz-talep dengesini gözetmeden, bunca damacana makinasını milyon

Euro’lar ödeyerek ithal etmek, hangi aklın, hangi plânın ürünü?

Makinaları ithal edeceğim günlerde, bir tek devlet yetkilisi çıkıp da:

-“Dur bakalım arkadaş! Ne yapıyorsun sen! Bu ülkenin öyle sağa sola çarçur edecek

dövizi falan yok. Hesaplar ortada, bugün için 25 makine vatandaşın damacana

ihtiyacını fazlasıyla karşılar. Hayır arkadaş, sana bu ithal iznini vermiyoruz!” demedi.

Benden sonra bu sektöre atılan kimi işadamlarımız da, hiç araştırıp soruşturmadan:

 

“Valla damacanada iyi para var, kaçırtmamak lazım” düşüncesiyle onlar da milyon

EURO’larını makine ithalatına yatırdılar. Ve sonunda hem kendilerini, hem bizi, hem

de ülke ekonomisini zora soktular.

 

İşte plânsızlığın faturası budur… Milyon EURO’lar bir gecede uçup gidiyor maalesef…

Doğrusu bu yaşananlar, sürpriz de sayılmamalı.

1991 yılında Fransa’da 39, İngiltere’de 48 ve Almanya’da 65 Bin çeşit kitap

ayınlanmış. Türkiye’de ise bu rakam 6 Bin 32 adet

Bu ülkede yaşayan her 100 kişiden tam 51’i (ellibir) hayatında herhangi bir kitabı

baştan sona hiç okumamış iyi mi?

Yani dostlar, bu tempoyla bu kafayla Avrupa’yı yakalamak, dünya ile yarışmak nasıl

mümkün olacak?

 

Üretmeden tüketmeyi, kazanmadan harcamayı yaşam felsefesi yapan bir toplum,

eninde sonunda ya kafasını değiştirmek, ya da dünya sahnesinden çekilmek zorundadır.

Unutmayalım ki: “Hayatta ya tozu dumana katarız, ya da tozu dumanı yutarız!”…

Evrensel yasa budur!

Değerli Dostlar!

Sözün özü,”Kuru pantolonla balık tutulmaz.” Artık ıslanmayı göze almamızın vakti,

geldi de geçiyor bile…

 

Üretim konusunda bizden fersah fersah ileride olan ülkelere bir an önce bakmalı,

onlar ne yapıyorlarsa biz de aynısını yapmalıyız. Çünkü onlar bilim ve teknolojiye yıllarca

 kafa yordular ve bir sonuca da ulaştılar… Amerika’yı yeniden keşfetmemize falan hiç

 gerek yok. Amerika’nın, Almanya’nın Japonya’nın bilim ve teknolojisini izleyecek ve

sonra da bilgisayar diliyle, “Kopyala - Yapıştır!” yapacağız… O kadar!

Kaldı ki ”Bilgi zaten, müminin kaybolmuş malıdır. Onu nerede bulursa alır."

Fakat her hâlükarda bileceğiz ki, Aklın rehberliğinde planlı çalışmayı içselleştirmeden

 sonuç almamız mümkün değildir.”

 Oturarak başarıya ulaşan tek yaratığın sadece tavuk olduğunu daima hatırda

tutmalıyız…

 

Pek çok yerde anlattığım şu anekdot, sanırım her şeyi özetlemeye yeter:

Otomotiv sektörünün duayenlerinden Henry Ford’a üniversiteli gençler sormuş birgün:

“Hayatta başarılı olmak için neler yapmalıyız?

“Sizin bu sorunuz var ya,” demiş Ford. “Bana o ihtiyar köylüyü hatırlattı. Ben

de sizin yaşlardayken aynı soruyu bir köylüye sormuştum.”

“Amca! İneğin günde ne kadar süt veriyor?”

Bana müthiş bir cevap verdi:

“İneğim hiç süt vermez evlat. Sütü ondan sizin almanız gerekir!

Evet Dostlar,

Aslında uzaklara gitmenize de gerek yok. Konuşmacı olarak aramızda bulunan

değerli misafirlerimizin hayat hikâyelerine baktığımızda da, ifade etmeye çalıştığım bu

gerçekleri rahatlıkla görebiliriz.

Sayın Adnan Dalgakıran Bey’in Bugün 47 ülkede makine satıyor olması, 6 ayrı ülkede

şirket kuracak güce ulaşması, asla tesadüfün değil, Perşembe Pazarında, erken

 yaşta çalışmaya başlamasının, tulumlarını giyip, yıllarca alınteri akıtmasının

tabii bir sonucudur.

Değerli hocamız Sayın Deniz Gökçe Bey’in hayatında da aynı emekleri, aynı

alınterini görebilirsiniz.  1968’de Siyasal Bilgiler’i bitirmekle kalmadı. Yüksek

eğitim için Amerika’da ayrıca çalışmalar yaptı... 72’de lisansüstü, 80’de de

doktorasını tamamladı… İş bununla bitti mi sanıyorsunuz? Hayır… Belki de asıl

bundan sonra başladı tempolu çalışması.

Hâla okumaya, araştırmaya, kafa yormaya aralıksız devam ediyor, biliyorum...  

Başarılı insanlar, maratoncudurlar!.. Ve onlar, “yüzeyde hazine bulamazsınız”

realitesinin (gerçeğinin) çok iyi farkındadırlar.

 Her iki misafirimize de bundan sonraki yaşamlarında, yürekten başarılar diliyorum…

 

Bana tahammül gösterdiğiniz için, bütün konuklara teşekkür eder, hepinize saygılarımı

sunarım…

 

Feyzullah Ertaş

 

 

 

Bookmark and ShareDIV>

Konya Akören İlçesi  Web Sitesi akoren.gen.tr  Ali Bekir Gültekin   alibekir47