Feyzullah Ertaş ın 9.Temmuz 2004 Hilton konuşması

Konya da yapılan otomobil Kampanyası

Konya’mızın güzîde yöneticileri ve seçkin konukları huzurunda bulunmaktan, hem onur hem de heyecan duyduğumu ifade ederek sözlerime başlıyor, hepinizi saygı ve muhabbetle selamlı-yorum.Tıpkı benim gibi, acemi ve heyecanlı bir hatip, seviyeli bir toplantıda konuşma yapa- cakmış. Bu sebeple, ünlü Fransız komedyen ve piyes yazarı Tristen Bernarddan konuş-     masını nasıl bitireceğini sormuş.Yazar:  “Çok basit dostum” demiş. ”Konuşmanı tamamlayınca, kâğıtlarını dosyalarını          topla, dinleyicileri başınla selamla ve ayak parmaklarının ucuna basarak  sessiiiizzce kürsüden ayrıl.”Adam yazara merakla sormuş:

 “Niye ayak parmaklarımın ucuna basarak kürsüyü terk edeceğim?”

Ünlü komedyen: “Dinleyicilerini uyandırmamak için!“ demiş.

İnşallah ben de bu kürsüyü, ayaklarımın ucuna basarak terk etmek zorunda kalmam.Siz değerli konuklara, bu günün anlamına uygun düşecek gerçek bir olayı anlatmak isterim:

Amerika Birleşik Devletleri’nin eyâletlerinden Kuzey Karolina’da bir eyâlet otoyolu...   Yolun kenarına çekilmiş siyah bir limuzin…

Ve içinde, büyük bir patron olduğu görünüşünden anlaşılan bir kişi oturmakta.

 Dışarıda ise, kaputu açılmış limuzinin motoruna bilinçsizce bakan, çaresizlikten yüzü        kıpkırmızı olmuş, üniformalı, başı kasketli bir şoför.

Derken, arkadan çok eski bir model taksiyle gelen çiftçi görünümlü sempatik bir adam, olayı görünce otomobilinden inip:

 “Hayrola ahbap! Halledemediğin bir durum mu var?” diyerek limuzine yaklaşır. Bakar             ki bu kendisininki gibi değil, işin içinden çıkamayacağını anlayarak:

“Benim takayla sizin arabayı kasabaya kadar çekelim. Arabamın eski oluşuna aldanmayın.       Bunca yıldır kahrımı çeker, daha beni hiç yolda bırakmadı garibim. Zaten kasaba bir sigara     içimlik yerde… Toparlanın gidiyoruz.” der.

Adamın bir sigara içimlik dediği yer, 40 km. uzaklıktadır. Sonunda limuzin kasabaya ulaşır. Tamirciye çekerler.

Adam gülerek: 

“Benden bu kadar ahbap! Artık gidip şu mektuplarımı dağıtayım” der. 

Adam hem çiftlikte uğraşmakta, hem de kasabanın posta idaresindeki çiftliklere mektup        dağıtarak ek kazanç sağlamaktadır.

Limuzindeki şoför otomobilinden iner ve patronunun verdiği çeki adama uzatır. Fakat adam       çeke bile bakmadan eliyle iter ve:

“Şu üç günlük dünyada, bir ahbap bir ahbaba yardım etmezse, bu dünyanın hali ne olur?“ deyip oradan uzaklaşır.

Limuzindeki patron hafifçe kızarır fakat sesini çıkartmaz…

Aradan bir süre geçer. Çiftçi bir gün evine döndüğünde, yolun kenarına park edilmiş son          model bir otomobil görür. Kimin geldiğini görmek için otomobile yaklaşır.

Otomobil boştur, ama direksiyona iliştirilmiş, üzerinde kendi adı yazılı bir kart bulunmaktadır.

Kartta: “Ahbap! Duydum ki araban iyice eskimiş. Bu arabayı sana armağan olarak yolladım. Şu üç günlük dünyada, bir ahbap bir ahbaba yardım etmezse, bu dünyanın    hali ne olur? “ diye yazmaktadır.

Bu sözlerin altında ise şu imza vardır: “Henry Ford“

Bu olay bize şunu göstermiştir:

 

         Milletlerin gelenekleri, kültürleri başka başka olsa da, iyilikler her yerde aynıdır. Yardımlaşma, insanların ortak dilidir.

 

İyilikler, samimi, karşılıksız, hiç kimseyi minnet altında bırakmadan yapılmalıdır. Eğer iyilikten       bir beklentimiz varsa, sonunda bir ödumuluyorsa, o asla iyilik değildir. Mevlânâ’nın ifadesiyle:  “Tuzağa saçtığımız buğday taneleri cömertlik sayılmaz ki!“

 

Yalnız iyilik yapmak yetmez. Onu zarâfetle süslemek gerekir Önemli olan ne verildiği değil, nasıl verildiğidir.”     Unutmayalım ki: “Bir şey verirken davranışımız, verdiğimizden çok daha kıymetlidir.”

 

Ve hayat paylaşmaktır… Kalbimizde ferahlık, yüreğimizde bir sıcaklık duymak, mutluluğu, huzuru bulmak istiyorsak, bunun              ancak paylaşmakla mümkün olabileceğini anlamalıyız. Kaldı ki, “Şu üç günlük dünyada, bir ahbap bir ahbaba   yardım etmezse, bu dünyanın hali ne olur !”

Evet dostlar,

Konya’mıza gerçekten çok büyük emekleri geçen değerli Valimiz Sayın Ahmet Kayhan Bey’in desteği ile başlatılan Otomobil Kampanyası’nın başarıyla sonuçlandırılmasında, Emniyet Müdürümüz Sayın Salih Tuzcu Bey’in çok özel bir yeri vardır.

Değerli valimiz gibi, O’nun da güven veren yüz ifadesi, babacan tavırları samimi konuşmaları, daha ilk günlerden hepimizin sevgi ve güvenini kazanmıştı.

Geldiği günden beri dur durak bilmeden, şehrimizin huzur ve refahını artırmaya yönelik çabalarına her şahit olduğumuz candan bir insana, bizler nasıl “Hayır” diyebilir,       bu hayırlı kampanyaya nasıl kayıtsız kalabilirdik ki?

Her ne kadar, biz işadamlarına taltif ve teşekkür için bu toplantı yapılıyorsa da, bizler inanıyoruz ki asıl teşekkürü, Sayın Valimizin yanı sıra, Emniyet Müdürümüz Sayın Salih Tuzcu Bey                     ve Emniyet Teşkilatını Güçlendirme Derneği Başkanı Sayın Mümtaz Kulluk Bey hak ediyor.     Çünkü bizlere: ”Paylaşmanın tadını, birleşmenin gücünü” bir kez daha yaşattılar.

Mazlumlara, mağdurlara, zayıflara, desteğe muhtaçlara sundukları hizmet karşılığında,     alacakları hayır dualarına bizleri de ortak ettiler.

İnanın asıl biz onlara minnettarız…

Bizi değil, hayra vasıta olan bu güzel insanları ayakta alkışlamaya var mısınız?         

Hepinize teşekkür eder saygılar sunarım.

 

Bookmark and Share

 

   

Konya Akören ilçesi Web sitesi -   akören.gen.tr  - Ali Bekir Gültekin