Anahtar Kelimeler
akören, kangal köpeği,kut,av hikayesi,avcı,en güzel av hikayeleri,canavar,çoban köpeği
|
|
|
Akören de Bir av macerası: Öykü….!
Akören de Bir av macerası: Öykü….! Yazan : A.KadirKARABURUN
Akviran’da
kademede (çarşı boyu) ayaklarken, arkadaşlarla kararlaştırmıştık, ertesi
gün sabah gün doğmadan erkenden ava gidecektik. Çay Boyu, Kavaklık, Yeni
Çeşme, Bayındır, Kayı tarafı gezilecekti. Ördek, Çamurcu, Elmabaş,
Üveyik, Çil Keklik, Göde Güvercini gibi av hayvanlarını arayacaktık.
Arkadaşlar köpeksiz av olmayacağını Kelerli Ardı’nda Çil Keklik ve
Tavşan olabileceğini, onun için köpeğe iş düşeceğini, mümkünse köpekli
ava gidilmesi gerektiğini anlatmışlardı. Sabah; traktör ve arkasında römork ile arkadaşlar eve geldiler. Ben de hazırlığımı yaptım. Azığımı kattım, çizmelerimi, örme av şapkamı, eldivenlerimi, su matarasını, aldım. Fişekliğimi belime taktım, bıçağım yanımdaydı, çakar almaz tek kırma tüfeğim parıl parıl parlıyordu. Bir eksiğim vardı, köpeğim yoktu. Köpeği nereden ve kimden bulabilrdim, bu telaşın arasında komşumuzun köpeği ile karşı karşıya idim, benimle arası iyiydi, bazen evden bazlama ekmek çalar ve kendisine verirdim, bazen de havaya ekmeği atar haydi oğlum kap derdik ve kendisi ile oynardık. Aslında o bir davar köpeğiydi (çoban köpeği), bazen elimize taşı alır ve ona atardık. …..Davara oşt, oşt, davara der ve köpeği mahalleden kovalardık. Gariban köpek yaşlı olduğu için davarın (sürünün) arkasında fazla gezemezdi, ağıl’ın önüne varır, ön ayaklarını uzatarak yanına yaslanır ve gelene geçene boh,boh,boh diyerek kalın ses tonu ile kendi kendine havlar dururdu.
Artık yola çıkmıştık. Pazarbileni yolundan indik, Kisecğin tepeden, Yeni Çeşme yanından geçerek, Sığır Yatağı’na vardık. Traktör ve arabayı kavaklığın yanına park ettik. Av için hazırlıklar yapıldı, arkadaşlar av köpeklerini arabadan indirdiler ve bana sen ne yaptın av köpeği ayarladın mı diye sordular, bende; valla iri kıyım (büyük) bir köpek aldım geldim deyince, ne yapacan bunuda getirdin, bu avmı yapar, iyi azık (ekmek) düşmanı, doyuramayız, ne var ne yok tüketir. Bu konuşmaları dinleyen köpek sanki anlamış gibi mahçup, mahçup yanıma sokuldu ve hiç tepki vermiyordu. Ben hemen başını okşadım ve çantadan çıkardığım bazlamayı (mayalı ekmek) havaya attım, haydi kap deyince, köpek sevincinden hava da bir parende (ters takla) atarak, “Boz Köpeğin Bazlama Kaptığı” stili ile ekmeği hemen oracıkta halletti.
Köpeği
yanıma alarak Kelerli’nin Tepe’ye vardık. Arkadaşlar kavakların arasında
Göde Güvercini (Yabani Dağ Güvercini), Ördek, Üveyik varsa onları
kaldıracaklar ve uçan kuşlar avcı arkadaşlar tarafından vurulacaktı. Ortalık kış günü biraz da kar var. Kelerli ardına indik, oradan köpeğim ile beraber İğsile Korusu’na doğru yöneldik, hava biraz bozmuştu, hafif bir sert rüzgar (May Yeli) esmeye başlamıştı. Arkadaşlar la irtibatım kopmuştu, ne kendilerini görebilir, ne de sesleri geliyordu, anlaşılan avı tek başıma yapacaktım, nasıl olsa toplanma yerimiz traktörün yanıydı. Kar’ın üzerinde yürürken, birden olduğum yerde kaldım, gözüm kar üzerindeki yabani bir hayvan izindeydi. Evet büyük bir insanın yumruğunun izine benzeyen bu iz, koca bir Canavar’dan (Kurt) başkası değildi. Elim ayağım buz kesti, nefes alışlarım hızlandı, heyecan ve sıkıntıdan ne yapacağımı bilemiyordum, etrafa baktım köpek yoktu, omuzunda asılı olan çakar almaz tek kırma tüfeğimi atış vaziyetine aldım ve pür dikkat etrafa bakıyordum. Ayak izlerini yavaş yavaş takip ederken önüme bir çoka (taş yığını) çıktı, daha ben çoka’ya yanaşmadan tüm yırtıcı ve parçalayıcı dişlerini bana doğru uzatarak değişik bir ses çıkaran canavar tüm ihtişamı ile karşımdaydı. Yavaşça tüfeğimi doğrulttum ve çat, çat, tüfek atılmıyordu. Artık Canavar’a yem olacaktım, bir anda ortalık karıştı, gerilerden gelen köpek benim canımı kurtarmak için tüm gücüyle Canavar’a saldırmıştı. Boğuşma yaklaşık Beş-On dakika kadar sürmüştü, bir canavar üste çıkıyor, bir köpek canavar’ı altına alıp boğuyordu. Köpeğin kulaklarının ve kuyruğunun kesik olması bir avantajdı. Zira; canavar köpeğin kuyruğu ve kulaklarından tutamıyordu, köpeğin diğer avantajı boynundaki tasma (dikenli demir çember) idi. Canavar köpek ile başa çıkamayacağını anlamıştı, ani bir hareketle kendini köpek’ten kurtaran canavar tüm hızıyla Kelerli’nin Tepe’den indi, Çilli’nin Kuyusu’nun yanından, Sığır Yatağından, Embiye Öldüğü yere doğru yöneldi. Köpek peşinden gitti, bende köpeğin peşinden onları takip ediyordum. Bir ara tüfeğimi kontrol ettim niye patlamadı diye, hayret; korku ve heyecandan namluya fişek koymayı unutmuşum ve tüfek onun için patlamıyormuş, domuz kurşunum yok, dokuz parça fişeğim de yok, canavara elimdeki küçük saçmalardan (7 numara) atacaktım başka çarem yoktu. Akyol üzerinden, Alaşana Bağları’na varan canavar ile köpek burada tekrar kapıştılar, koşarak yanlarına varınca canavar tekrar kaçmaya başladı. Canavar tüfek menzilinde idi, nişanımı aldım ve büyük bir gürültü ile silahım patladı, ortalık barut kokusu ve dumanı ile kaplandı, tamam canavarı vurmuştum, ortalık aydınlanınca birde ne göreyim, canavar söğüt ağacının gövdesine yaslanmış sırtını kaşıyor. Anlaşılan fişeğin yedi numara olan saçmaları canavarın sırtındaki yağırını (uyuzunu) kaşımıştı.
Canavar, Kiseciğin Tepe’ye doğru kaçmaya başladı, köpek peşini, bende onların peşini takip ediyordum. Kapcının Toprak Aldığı Yer’in altından, Daşlı Yokuş’a çıktılar. Benim korkum; canavar, köpeği dağa doğru çekerse orada işini bitir, çünkü; köpek yaşlı ve yorgun idi, dağda diğer canavarlar la beraber olur köpeği boğarlardı. Hemen kendimi dağdan tarafı attım ve silahımı tekrar doğrulttum. Köpek ile benim aramda kalan canavar can havli ile Daşlı Yokuş’tan aşağı, Kızılçukur’a doğru kaçtı, Kızılçukur’dan, Acılı Çeşme’ye indi, Karagöbet’ten geçerek kavakların arasında kayboldu. ...tık, tık, tık, hemen doğruldum, cama taş atılıyordu. Heyecanla pencereyi açtım, gelen arkadaşlardı. Ne duruyorsun, hava yükseldi, hadi çabuk ol diye seslendiler. Ben nefes nefeseyim, heyecanla sordum, canavarı vurdunuz mu? bir birlerine bakan arkadaşlar bana dönerek ne canavarı, ne vurması, sen kendindemisin? tekrar soruyorum, köpeğe ne oldu, nerede, pencereden baktım, köpek komşunun kapısının önünde uzanmış hiç bir şeyden habersiz bize bakıyor. Hemen aşağı indim, doğru köpeğin yanına vardım, başını okşadım, kucakladım çünkü benim hayatımı kurtarmıştı. Traktöre bindik ava doğru yola çıktık, av yeni başlıyordu. Yukarıdaki (öykü) hikaye ye gelince; Kabus ve heyecan dolu RÜYADAN başka bir şey değildi.
Yazan : A.Kadir KARABURUN
|
|
Yazarın diğer yazıları Akören de Ağıl,Han,Çeşme,pınar,Kuyu,Oyma ve yarma Sarnıçları ile Mezarlar. Akörenli Milli Yorumcunun şiiri Akörenli Milli yorumcunun hikayelerinden. AĞIZ dağıttık, düğünlerde elimizde okuyucu kağıdı ile kapı seçmece adam okuduk...! |
Konya Akören ilçesi Web sitesi - akören.gen.tr - Ali Bekir Gültekin