| Akören de kullanılan lakapların Şair Ömer
Eğren gözü ile anlatımı
Lakaplar; Öyle kendiliğinden oluvermemiş arkadaşlar, kızmak-gücenmek
hele-hele darılmak hiç yok. Yılların verdiği birikim veya bir olay o
lakabı size yakıştırmıştır. Lütfen; alıngan olmayalım. Burasını iyi
anlayalım, “adım çıkmış doksana inmez seksense”, Cötdür olmuş, Körcül
olmuş ya da Karaböcü olmuş anlayışlı olalım itiraz
etmeyelim.
LAF LAFI AÇAR
Geçenlerde muhterem bir arkadaş ile
ayaküstü konuşuyoruz,(arkadaşın ismi bende saklı reklam olmasın diye
yazmıyorum,lüzumu halinde açıklamaktan çekinmeyiz.) Bu arkadaş dedi ki;
yaa senin bi şiirini okudum, “valla çok hoşuma gitti, orada yazılanların
hepsi doğru”
Diyor. Bende “tabii doğru olacak, bizde
yalan yok, hilaf da! Hepsi birebir aslının aynısı” di-yorum. Bu arada,
arkadaş derin bir iç çekerek, “O günlere geri gittim, o günler bir dönem
yaşanmış güzel günlerdi len
yeren” diyor. Ve ekliyor, “giden gelmiyor.” Sonra arkadaş devam
ediyor.
Birde şu lakapları yaz sana diyor. İşte o dediğin çok zor len
yeren diyorum. Herkesi yazıp kendimizi yazmasam olmaz. Kendimizi yazmaya
da elim varmaz. Arkadaş alttan alıyor,
(sanki
bilmezmiş gibi) “size kim derlerdi” falan diyor. Ardından da dilin
söylemedikten sonra,
yaz gitsin, yok yazamam dersen ver orasını
ben yazayım diyor. Kaşlarımı çattım olanca hışmım ile şöyle bii
baktım,(ne fark edecek, sen yazınca
biz, ka….cü olmayacakmıyız.) arkadaşın
umrunda değil. Sonra hem arkadaşı kıramadım, hem de dilimle söyleyemediğim
başka birilerini oraya yazmak için olur dedim.
Madem yazıyoruz; önce kendimizden
başlıyalım da aradan çıksın derken, aklıma geldi; Memuriyete postahanede
yeni başladık. Mesai arkadaşları; bizim bir şehirlerarası servisimiz
var. Oranın bakımı onarımı bize ait, çalışan personelin hepsi bayan,
seni onlarla tanıştıracağız. Sakın pot kırıp dillerine düşerim deme, def
çalıp oynatırlar. Biz aşağıda doldurulduk ya, o hızla yukarı çıktık.
Tanıştırılırken Akörenli bir ablamız karşımıza çıkmaz mı? Eyvah dedim
veya demeye zaman kalmadı, ablamız sordu kimlerdensin? Hayda! Aşağıda
tiyoyu aldık açık vermiyeceğiz ya! Dedim, bize Adil Eğren gil derler,
hatta hacısı da var. Mehmet Eğren’den olma Hatice’den doğma Ömer Eğren,
köyde bana Hacımar da derler. Cevap tatmin edici olmadı tabii...
Diyvirsem o da rahatlayacak bende, ama olmuyor işte. Bu abla lafı
döndürüp dolaştırıp “bize avcı
gil
derler, size kim derler” demezmi? Hadi bakalım,
silbaştan
Ben eveleyip-geveliyorum, bizim ev aktaşta,
eksile yolunun başında, moturumuz var çiftçilik Yaparız falan… Hepsi
hikaye ka….cü divirsem iş bitecek. Ama açık vermek yook! Bu arada benden
ter verirmi yaa! Ogün iş inada bindi, ben demedim tabi, abla da sağolsun
anladı herhalde üstelemedi.
Bir başka olay; Bir arkadaş birgün dediki,
“kibariye benim emmioğlum”. Dedim; nasıl olur? Bak dedi, bu kibariye’nin
soyadı Tokmak mış, bende Tokmağın İbrahimin oğlu olduğuma göre, biz
akrabayız. Bu olay hoşuma gitti. Neden dersen öbür tarafta gülden
karaböcük, neşe karaböcek varya, onlarda bizim emmioğlu oluyorlar. Hem
onların karaböcek olduklarını 72 milyon T.C. vatandaşı biliyor
gücenmiyorlarda, bizi 10346 Akviranlı ile Vanlı Adnan usta ve Üzümlülü
Tabur biliyor ondan mı gocunacağız diyorum. Ama olmuyor, çözüm değil
tabii… Onlar koskoca karaböcek, ya biz ka….cü, arada dağlar kadar fark
var! Yinede teselli buya:
Böcünün amat, Böcünün İskender derken ben
hiç gocunmuyorum. Böcüyse onlarda böcü diyorum! Ulen yeren önüne kara
kelimesi geldimi, kan beynime çıkıyor yaavvv..Doğruya doğru bizde yalan
yok…Eğer KARA kelimesinde ise tüm mesele, karanın
altı üstü bir
renk.
Bizde renkleriyle nam salmış tonula lakap
var. Al sana örnek; Kara Kazım, Arap Sait, Cicili,
Çilli, Ala İzzet, Sarı İbirağımın Durmuş,
Gök Osman Gil, Gök Şirif’in Alı, Kara Mevlüt, Kızıl Siyit, Bostan Gara,
Kır Mevlüt, Ak oğlanın Siyitmemet, Sarıların Ismayıl falan-filan….
Ulen arkadaş birde okkalı lakaplar varki;
Askerde bile lakabıyla kısa künye edeceği geliyor insanın. Mesela;
Karanın Amat Çavuş emret komutanım, Topçunun Osman komutanım. Ünüyün
yettiği yere kadar bağır….Devam; Hasan ağa gil, Hacı Sülüman gil, Hasan
hoca gil, Hacı babalar, Civan gil, Hafız Osman gil, Mektepli gil, Mulla
(mola) Mustafa gil, Abbaslar, Haşım gil, Alı babanın Hasan, Hacı Hasan
gilin Hasanhüseyin, (bilebildinmi!!:) ben sonradan öğrendim)..Birde
beldemize taşradan gelip konanlar olmuş onlarda; Maylı Murat, Fartlı
Osman, Soyacaklı Hilim, Alanlı Mehmet, Asarlıklı Kadir, Avdanlı Mustafa,
Aslandaşlı Memedali, Yazdamlı, Ahırlı Mustafa, Gayabıgarlı (kayapınar)
Osman, Yanekinli, Bozdamlının Abdılla, Sazlının Durmuşali, Çatlının
Alı.. Vs..vs…Haa bide ithal lakaplarımız var, hadi onuda divirelim;
Macarın Sarettin, Arnavudun Mustafa, Gürcünün İyip, Çerkezin Abdılla,
Goreli, Macar efe, varmı unuttuğumuz?
Lafa
omuz virme de iyi dinle; Birde Omuzun Omar var evi gademede, musalla
taşının karşısında onun hemen sağında Durmuş emminin evi var,
bilirmisiniz bilmem, arap Saitin bucağa sapacak yerde, Kelhacı gilin
mehmetin evinin karşısında. Lakabı mı? Yok ya da bilmiyorum
veya dimek zorunda mıyım. Omuz gilin evinin hemen solunda , Halis
emminin evi var. Söylesem iyi
bidiğiniz biride, ha deyince insanın aklına gelmiyor işte!.. Şimdi
falanın Halis desem, 7’den 70’e herkes bilir, ama eksila yolundan
kademeye çıkacak yerde köşenin
başında,
Topal siyitmemedin Ismayılın evinin karşısında, motoru var falan, hikaye
yada gazel kimsecikler bilemez
haberin ola….Hacı Hsan gilin Hasanhüseyini bildinizmi desem, %95’niz
bilemedi, iyi biliyorum. O %5
bilende kendisi ve benim gibi sonradan öğrenen toru-topu beş
kişi. Bide sarılar altı kşi. Yaaa beni
gene ter bastı; şimdi Bortlacı gil emmim, Tomaslar dayım olur, onları
nasıl yazacağım bilmiyorum.
Yazmasam iltimas geçti diyecekler iyi biliyorum!.....Lakaplar
boş değil; insanların mizacına göre, yapısına görede takılmış. Mesela,
boyuna posuna bakmışlar; Bacaklı Duran, Güdek Halil, Güdek Omarın Ahmet,
(başka adıda var ama onu dimen) Doksan Ahmet, Bülüç efe yada Uzun Halil
demişler. Anatomisine bakıp; Kuru kafanın Mustafa, Çatkafanın Yusuf
demişler. Sessiz görünüşüne bakıp; Afıyanlı Nuh Ecinli Siyit, Savat
gilin Aliosman, demişler. Şekil-şemale bakıp; Kel Nuhun Arif, Kirlinin
Hamdi,Yeni Memet, Eski oğlanın amet, Püsküllünün Memedali, Topalın
tatoğlan, Sağır Kazım, Kör Alının Ferzu, Çolak Siyit, Solak gil, Seroş
gil, Deli Bayram gil, Şipbenlerin Ismayıl vs. Birde ne şiş yansın, nede
kebap misali olanlar var. Giyrekçi gil, Yavru gil, Kıyak gil, Emirler,
Gağışdaklı gil, Şalcı gil, Mucu gil, Saka gil, Embel gil, Fakış gil,
Çotur gil. Gaççanın Hasan, Abilenin Osman, Gudurakçının Celal, Efkarın
Sülüman, Cötdür gil Vs!
Kendir,
Dalgacı, Tetir Ramazan, Hadıklının Alı, Moruğun Sülüman, Böcünün Amat,
Kösmüklü gil, Gencinin Osman, İki
Avratlı, Ebeleğin Alı, Körcülün Üseyin gibi..gibi…
Ebeveyninin adıyla anılan lakaplar;
Üzeyirin Üseyin, Hurşitlerin Ramazan, Nasır gilin Ismayıl, Celilin Alı,
Cennetin Siydamet, Rasimin Osman, Hakkının
Kenan, Mülazımın İbrahim, Cengizin Omar, Keremin ibirağım, Velinin
Alının Hamdi, Goca haççanın Hamdi.
Mesleki guruplara göre lakaplar; Samancının
Amet, Tahtalıların Osman, Gapçı Mamut,
Arabacı Üseyin, Tekerci, Öküzcü Kerim,
Koyuncunun Murat, Arıcıların Kazım, Semerci Tefık, Tencerelerin Sülüman,
Dikicilerin Siyit, Dolni gilin Terzi İbrahim,
Marangoz Viysel,
Tenekeci Mustafa, aşçı Memet, Biberlinin
Amat, Çerezcilerin Bayram. Falan filan, unuttuklarımda, dilimin dönüp
yazamadıklarımda, yazıpta incitmek istemediklerimde kusura kalmasınlar.
Biliyorsunuz maksat muhabbet olsun. Hakkınızı
helal edin…
Son bi..not; 1957’de dünya karmasına giren,
takımımızı hatırlayıp, noktayı koyalım;
Kalede; Dadavun Yarım. Geri dörtlü;
Manavalısının Kazım, Arif çavuşun Kazım, Kara Kazım, Arıcıların Kazım.
Orta alan; Cıvanın Alı, Boladın Alı, Hadıklının Alı. İleriuç; Hacı
Sülümanın Osman,
Gayabıgarlı Osman, Varinin Osman. Yedek kulubesi; Aşık
Amat, Boladın
Halbağım, Vali
gilin Abi, Kara bıçak ve Kel Nuh. Teknik patron (kooç) Hatıbın Amet.
NOKTA
Ömer EGREN
|