Akörenli Hemşerimiz Fayzullah Ertaş'ın  Basında Çıkan Ekonomik kriz adlı Yazısı

Aşağıdaki yazı "Kutup Ambalaj A.Ş"nin Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Feyzullah ERTAŞ'ın 15 Şubat 2009'da plastik sektörünün önde gelen temsilcilerine İstanbul Swiss Otelde yaptığı konuşmasından alınmıştır. (Metnidir)İçinden geçmekte olduğumuz ekonomik krize karşı Konyalı iş adamımızın tespit ve çözüm önerilerinin pek çok insanımıza, esnafımıza, tüccarımıza, sanayicimize ışık tutacağına inandığımız için bu yararlı tespitlerin virgülüne dokunmadan siz değerli okuyucularımızla aynen paylaşıyoruz:

"Çok değerli konuklar;

Sözlerimin başında, siz değerli meslektaşlarımı saygı ve hürmetle selâmlıyorum. Bunca iş yoğunluğunuz arasında davetimize kayıtsız kalmayıp gösterdiğiniz nezâket ve teveccüh için de ayrıca teşekkür ederim. Sağ olun, var olun.

Sektörümüzün sorunlarıyla ilgili kişisel değerlendirmeme geçmeden önce, toplantımıza ışık tutacağına inandığı birkaç tespitimi sizlerle de paylaşmak isterim.

Her toplumun, ya yaşadığı coğrafî şartlarından veya gen yapısından, ya da aldıkları eğitimin bir neticesi olarak, onları diğer milletlerden ayıran kimi farklı özelliklerine hep şahit olmuşuzdur.

Meselâ bir toplum vardır, geneli ya çok çalışkandır veya tembeldir. Veya sakindir ya da panik ataktır... Bir millet görürsünüz, tarih ve onur, onların her şeyidir. Kimi toplum içinse, tarihin değil yaşadığı ânın önemi vardır... Kimi millete bakarsınız bireysel düşünür, kimi millet vardır onlarda bireysel değil, kolektif yaşama bilinci öne çıkmıştır. "Ben" yerine, "biz" anlayışı hâkimdir onlarda. Yani her toplumun, biraz daha öne çıkan, belirgin, dominant özellikleri vardır.

"Peki, Türk toplumunun öne çıkan, diğer milletlerden onları ayıran dominant

özelliği nedir?" diye sorulacak olsa, kanaatimce şu iki anekdot, belki bizi tarif

etmede bir fikir verebilir:

*

İşte ilk anekdotumuz:

Yeni seçilen Dışişleri Bakanı, bakanlık koltuğuna oturduğu ilk gün, bürokratlarını çağırmış ve:

"Bana, ülkelerin dış politika anlayışları hakkında geniş bir rapor hazırlayın" demiş. "Ama çok kapsamlı olsun, dünyayı tanımak istiyorum!"

Bürokratlar iki gün sonra bir dosya getirmişler önüne. Dışişleri Bakanı dosyayı açmış, ama o da ne! Zarfın içinde tek bir kâğıt ve üzerinde 10-15 satırlık bir yazı. Önce şaşırmış tabi. "Bu ne?" der gibi dudaklarını büzmüş, sonra da okumaya başlamış.

İşte yeni bakanın okuduğu rapor:

Suudi Arabistan in Kıyad şehrinde, farklı ülkelerden gelen turist grubu, bir dinlenme yerine giderek buz gibi kola ısmarladılar. Kolalar geldi, fakat bardakların içinde birer de karasinek olduğunu fark ettiler. Kolanın üzerinde sinek resmen yüzüyor. Böyle bir durumda:

•   Japon: Sineği bardaktan alır ve colayı içer.

•   Alman: Aynı bardakta yeni bir cola getirmesini ister.

• İngiliz: Yeni bardakta yeni cola ister.

Suudi Arabistan'ın Riyad şehrinde, tarklı ülkelerden gelen turist dinlenme yerine giderek buz gibi kola ısmarladılar. Kolalar geldi, fakat bardakların içinde birer de karasinek olduğunu fark ettiler. Kolanın üzerinde sinek resmen yüzüyor. Böyle bir durumda:

•  Japon: Sineği bardaktan alır ve colayı içer.

•  Alman: Aynı bardakta yeni bir cola getirmesini ister.

     İngiliz: Yeni bardakta yeni cola ister.

•  Rus: Hiç aldırmaz, colayı sinekle içer.

•  Çinli: Sineği yer fakat colayı içmez.

Yahudi: Sineği yakalar ve Çinli'ye satar.

Yunanlı: Colanın yarıdan fazlasını içtikten sonra itiraz eder ve yeni cola ister.

• Norveçli: Sineği yakalar ve yem olarak yanına alıp balığa çıkar.

Bu da ikinci anekdotumuz:

Her ülkeden üçer temsilcinin katıldığı, uluslar arası bir toplantı yapılmış bir gün. Katılımcılara, kara hayvanlarının en büyüğü olan filler üzerine ödev verilmiş. Ödevin konusunun her ülke kendisine bırakmışlar. Ülkelerin belirlediği konulara, gelin bir göz atalım:

•   İngilizler: Safaride fil avlama teknikleri.

•   Çinliler: Fil pişirmenin bin yolu.

•   Almanlar: Fillerin Alman dili ve Kültürüne etkileri.

•   Amerikalılar: Daha büyük ve görkemli fil nasıl yetiştirilir?

•   Japonlar: Daha küçük ve ucuz fil yetiştirmenin yöntemleri.

•   Yahudiler: Fil ticaretinin incelikleri

•   Ruslar: Filler silaha nasıl dönüştürülür?

•   Brezilyalılar: Fillerle karnavalda Samba yapma metotları.

•   Ve TÜRKLER: Ne olacak bu fillerin hali?

*

Çok değerli meslektaşlarıma buradan vermek istediğim mesaj, içinde bulunduğumuz ekonomik zorluklara karşı, teslimiyetçi bir anlayış ya da faydasız gevezeliklerden artık sıyrılıp, konjonktürü bir nevi kaderimiz olarak görmek yerine, çözüm için hep birlikte kafa yormanın, kolları sıvamanın elzem olduğunu hatırlatmaktadır. Gelişmelere daha fazla seyirci kalamayız. Unutmayalım ki:

"Doğru yolda bile olsanız, eğer oturuyorsanız sizi ezip geçerler!"

Değerli misafirler;

İçinde bulunduğumuz sıkıntılı durumun bence iki temel sebebi var.

Birincisi, bizim dışımızda gelişen dünya ölçekli - daha doğrusu ABD merkezli- global krizin ülkemizi de tesir altına almasıdır ki, buna bizim yapabileceğimiz fazla bir şey yok. Çünkü irademizin dışında gelişiyor. Umalım ki fazla uzun sürmesin...

Ve ikinci temel sebep, bendeniz de dâhil olmak üzene, hepimizin yaptığı akıl almaz sektörel yanlışlıklar...

Örnek mi?

"Ülkemizin arz-talep dengesini gözetmeden, bunca damacana makinesini, milyon Euro'lar ödeyerek ithal etmek hangi aklın ürünü Allah aşkına?"

"Dur bakalım arkadaş! Ne yapıyorsun sen! Bu ülkenin öyle sağa sola çarçur edecek dövizi falan yok. Hesaplar ortada, bugün için 25 makine vatandaşın damacana ihtiyacını fazlasıyla karşılar. Hayır arkadaş, sana bu ithal iznini veremeyiz" diye bizleri frenleyen, yönlendiren ne bir devlet yetkilisi var ortada, ne de; "Bu kadar yatırım yapacağım ama, bu pastadan bana düşecek pay ne olacak? Bu at bu arabayı çeker mi? Attığım taş ürküttüğüm kurbağaya değer mi?... Yahu ben ne yapıyorum." Diye kendini sorgulayan birileri...

Hatalarımızı  bir  bir  hatırlatmaya  gerek  duymuyorum.   Bunları   hepimiz

Olan oldu artık.......PEKİ çözüm ne?

Hiç tasvip etmediğim halde, şu fıkrada anlatılan yöntem, kimileri için bir çıkış yolu olabilir:

Bir Amerikalı ile bir Japon safari'ye çıkmışlar. Her ikisi de son teknolojik silahlarını birbirlerine nazire yapmak için yanlarına almışlar. Derken uzaktan bir aslan görünmüş. Amerikalı lazer tüfeğini doğrultmuş ve aslana ateş etmiş. Ama karavana... Ardından Japon, uydudan yönlendirmeli tüfeğini doğrultup aslana ateş etmiş. Fakat o da karavana. Aslan bizimkileri fark edince üzerlerine doğru kükreyerek gelmeye başlamış. Amerikalı bir yudum viski içip acı sonu beklemeye başlamış. Japon'a gelince, hemen botlarını çıkarıp spor ayakkabılarını giymeye koyulmuş.

Amerikalı sormuş:

-     Ne o, aslandan hızlı mı koşacaksın? Japon ayakkabısına son düğümü atarken:

-     "Yoo!" demiş. "Senden hızlı koşsam yeteri"

 

Değerli dostlar;

Bence asıl "Sorun, çözümü görememekte değil, sorunu görememekte!" . Bizim sorunumuz, birbirimizden destek almak, çözümü beraber bulmak yerine, birbirimizi  rakip olarak görmekten  kaynaklanıyor.  Sanıyoruz ki, "karşımdakini alt edersem, ben kurtulurum!" Yok böyle bir şey. Geldiğimiz nokta ortada.

Diğer firmaya kaptırmamak, makineleri durdurmamak adına, damacana fiyatını neredeyse maliyetine indirmek, sorunlarımızı çözdü mü?

Nice zorluklarla dışarıdan aldığımız polikarbonatı öldüm pahasına elden çıkarmak hangimizi ihya etti?

Bu anlayış artık sona ermeli.  Başını  kurtaranın kaptan olduğu dönemler çoktan kapandı, çünkü aynı gemideyiz ve bu gemi su alıyor.Ya beraber kurtuluruz, ya beraber batarız.Bugün  burada,   hepimize  fayda  sağlayacak  yol   ve yöntemleri samimiyetle tartışmalı, uygulanabilir kararları ortak akılla bulmalı ve bunu mutlaka eyleme geçirmeliyiz.Ve yine unutmayalım ki: "Çözümde görev almayanlar,problemin de bir parçası olurlar!" Şu anda burada. bulunmamızı,    "Problemin    bir parçası   değil,   çözümün   bir   parçası olarak algılamalı" birbirimize  güven duymalıyız.Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi tekrar, saygı ve hürmetle selamlıyorum.Hepinize çok teşekkür ederim.  

                                                                                                                                                                      Feyzullah ERTAŞ

Kutup Ambalaj Yönetim Kurulu Başkanı


 

   

Bookmark and Share

 

Konya Akören ilçesi Web sitesi -   akören.gen.tr  - Ali Bekir Gültekin